KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/13370 E., 2006/13463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.12.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazda 1.4.2004 tarihli ıslah dilekçesinde açıkladığı üzere 10,11,12 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerin 1/2 şer paylarının kendisine ait olduğu halde güven ilişkisine dayanarak davalıların murisi kardeşi ... ... üzerine tam pay olarak tapuya kaydedildiğini belirterek adına geçen bağımsız bölümlerdeki 1/2 payın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Az yukarıda açıklandığı üzere davacı yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ibraz edememiştir.
Kaldıki dosya içerisinde bulunan, Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/2164 E, 2001/245 karar sayılı dosyasında Türemis İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından eldeki davanın davacısı ... ile davalıların murisi ... ... aleyhine dava açılmış dosya içinde mevcut "Anlaşma" başlıklı 1.3.2001 tarihli belgenin B-b bendinde dava konusu 10,11,12 numaralı işyerlerinin davalıların murisi ... ...'e bırakıldığı açıklanmış olup, bu belge davacı ... tarafından da imzalanmıştır.
Bu belgeden dava konusu taşınmazların davalıların murisi kayıt maliki ... ...'e ait olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı yemin delilinede dayanmamıştır. Bu durum karşısında davacının davasını ispat edecek yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge bulunmadığından az yukarıda sözü edilen "Anlaşma" başlıklı belgeye mahkemece yanlış anlam verilerek ve tanık deliline dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/13370, K. 2006/13463, 20 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama