KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14030 E., 2006/15288 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.06.1997 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.10.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek ... bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine
yakın ... bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 11 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 12 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalı, geçit hakkının verilmesinin ağır külfet doğuracağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 11 parsel yararına, davalılara ait 12 parselden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş,
Hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalıların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca bir davanın açıldığı tarihteki koşullara göre inceleneceği kuşkusuzdur. Bu nedenle de geçit hakkı davalarında geçit bedelinin dava tarihine göre belirlenmesi genel kuraldır. Ancak, davanın ... sürdüğü olgusu karşısında, geçit davalarında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetildiğinde, geçit için öngörülen tam bedelin, dava tarihine göre belirlenmesi mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağdur edilmesine yol açabilir.
Geçit bedeli saptanırken hüküm tarihi dikkate alınarak, dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmaz değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek bir sürenin geçmesi halinde ise yeniden değer tesbiti ile bu bedelin hükümden önce depo ettirilmesi gerekir. Böylece, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacak, hakkın kötüye kullanılması sonucu doğuracak davranışlarında önüne geçilmiş olur.
Dava konusu olayda; davacının 11 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalıların 12 parsel sayılı taşınmazından geçit hakkı tesisine ilişkin hükümde, yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel 11.09.1998 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanı esas alınarak belirlenmiş ve bedel hüküm öncesi davacı tarafa depo ettirilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle geçit hakkı tesisinden dolayı yükümlü taşınmaz maliklerine ödenmesi gereken bedelin yeniden keşif yapılarak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmesi ve bedelin hükümden
önce depo ettirilmesi gerekir.
Mahkemece, tüm bu hususlar ve yukarıda içeriği açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14030, K. 2006/15288, 19 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama