Dava Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş,
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten; davacının maliki olduğu 967 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığından, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu açıktır. Ne var ki, paftasından taşınmazın tümüyle mera ile çevrili olduğu görülmektedir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre meralar kadimden beri bu amaçla kullanılan veya tahsis edilmiş, arazi parçaları olup kullanımı münhasıran bir veya birkaç köy ya da belediyeye aittir. Kamu malı niteliği özelliğinden dolayı bu gibi yerlerde ... veya tüzel kişiler yararına geçit hakkı tesisi olanaksızdır. Mahkemece doğru olarak saptandığı üzere davacının geçit ihtiyacı mera parselinden karşılanamaz.
Ancak, geçide ilişkin davaların geçitle yükümlü taşınmaz malikleri aleyhine açılması, davada bunların hasım gösterilmesi gerekir. Somut olayda ise dava, tüzel kişiliği bulunmayan Mera Komisyonu Başkanlığına yöneltilmiş, başka bir deyişle doğru hasım aleyhine açılmamıştır. ... hasımların sonradan davaya dahil edilmek suretiyle davadaki taraf teşkili eksikliği giderilemeyeceğinden mahkemenin davayı husumet noktasından reddi yerine çekişmenin esası hakkında değerlendirme yapılarak hüküm
kurulmuş olması doğru değil ise de, hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin olduğundan karar sonuç olarak doğrudur.
Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle sonuç olarak usul ve yasaya uygun hükmün HUMK.nun 438/Son maddesi gereğince GEREKÇESİ DÜZELTİLEREK DEĞİŞTİRİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA 20.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.