KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14208 E., 2007/1296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.288 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.7.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, karşı dava satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 7.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil, karşı dava ise satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanunun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213, Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89.uncu maddeleri hükmünce noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam, iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devri borcu yüklenin satıcıdan, edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716.ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davası ile borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Borçlar Kanunununun 1.inci maddesi hükmüne göre sözleşme "iki tarafın karşılıklı ve birbirlerine uygun surette rızalarını beyan etmeleri" üzerine kurulur. Sözleşmelerin geçerliliği için;
a) Taraflar ehil olmalı,
b) Akdin konusu emredici hukuk kurallarına kamu düzenine, genel ahlaka ve şahsiyet haklarına aykırı olmamalı,
c) Konusu imkansız olmamalı,
d) İrade beyanları sıhhatli olmalıdır. İrade beyanındaki sakatlık, ya beyanın iradeye uymamasından ya da iradenin oluşumundaki bir etkenden ileri
gelir. Bunlar hata, hile, ikrah, gabindir. Bu sebeplerle sözleşmenin iptal talebi yasada öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı (karşı davalı) evlilik birliği içinde davalı (karşı davacı) ile, şekil şartlarına uygun gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmış, bedel ödenmiş, evlilik birliği sona erdikten sonra eldeki davayı açmış, bundan sonra davalı (karşı davacı) somut bir nedene dayanmadan genel olarak ehliyetsizlik, gabin, bedelsizlik ve hile iddasına dayalı olarak satış vaadi sözleşmesinin iptalini dava etmiştir. Bütün bu talepler için bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin Borçlar Kanununun 20/1 maddesinde ifadesini bulan "genel ahlaka aykırılık" nedeniyle geçersizliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Ahlaka aykırılık, şahsın ahlak anlayışı değil, topluma malolmuş ahlak kurallarıdır. Toplumda sözkosunu işlem yapıldığı zamanda yaşayan normal zekaya sahip dürüst ve aklıbaşında kişilerin ahlak anlayışının esas alınması kabul edilmektedir. Amacı itibarı ile ahlaka aykırı akitler de bu hüküm kapsamındadır.
Aktin ahlaka aykırı bir sonuca yönelmiş olması veya akitle güdülen amacın ahlaka aykırı olması halinde kendini gösterir. Dava konusu satış vaadi sözleşmesinde böyle bir amacın olmadığı, evlilik birliği devam ederken sözleşmenin yapıldığı ve evlilik birliğinin sözleşme tarihinden çok daha sonra sona erdiği anlaşılmaktadır.
Tüm yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin kararın ONANMASI görüşü ile sayın çoğunluğun bozma kararına karşıyım.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14208, K. 2007/1296, 14 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama