KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14458 E., 2007/355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.10.1996 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar dava konusu ... köyü 20, 402, 279 ve 321 parsel sayılı taşınmazlarda 07.12.1959 tarih 9356 yevmiye numaralı Antalya 1. Noterliğince resen düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisleri ... ’dan satın aldıkları hisselerin zilyetliklerini de devraldıklarını belirterek satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece 2004/203 esas 2004/2 karar sayılı 20.05.2004 tarihli ilk hükümle dava konusu taşınmazlar muris adına kayıtlı olup iştirak halinde bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesi halinde ilamın infaz ve ifa kabiliyetinin olmayacağı ve sözleşmenin aslının elde edilememesi gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2005/1862 esas 2005/5304 karar sayılı 07.06.2005 tarihli ilamı ile “.... Davalı yanın sahtelik iddiasının belgenin onaylı aslı karşısında dinlenemeyeceği, satışa konu parsellerin sözleşme alıcıları ... ile ...’ın elinde bulunmaları karşısında aktin ifasının geç istenmesine ilişkin zamanaşımı define de değer verilemeyeceği,
teslimi yapmış bulunan satıcı mirasçılarının zamanaşımı def’ilerinin yeni Medeni Yasanın 2. maddesi ile bağdaşmayacağı ayrıca dosyaya sunulan Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilme 14.05.1987 tarih ve 1987/515-599 sayılı veraset ilamına göre muris “... oğlu ...” 1320 tarihinden önce öldüğü ve bu tarihin 743 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği zamandan çok önceki bir tarihi taşımakla dip muris ... oğlu ...’in bir altsoyunu teşkil eden mirasçılarına göre mirası müşterek mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğundan, eldeki veraset ilamı kapsamına göre de ...’nin mirası, yegane mirasçısı olan ... ’ya intikal ettiğinden,
satış vaadine konu satılan pay müşterek mülkiyet esasına göre oluşmuş bir pay olmakla, derhal hukuki sonuç doğuracak bir temlikin varlığı yadsınamaz denilerek dosyada bulunan tüm deliller mahkemesince değerlendirilerek esasa ilişkin bir hüküm kurulması gerekirken sözleşmenin aslının elde edilememesi ve satıcı tarafta iştirakin çözülmemesinden bahisle davanın reddi doğru görülmemiş...” bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamı sonrası verilen 20.06.2006 tarihli ikinci hükümde dava konusu ... köyü 20, 279, 321 ve 402 parsel sayılı taşınmazlarda ... oğlu, ... mirasçıları adına olan tapu kaydının 1/4 hissesinin iptali ile davacılardan ... ve ... adına eşit şekilde tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalılar vekili temyiz ederek, davacıların davalarını ispat edemedikleri belirterek davanın reddini savunmuş ayrıca dava konusu satış vaadi sözleşmesinde belirtilen satış vaadi bedelinin yarısı olan 5000 TL’nin 15.10.1960 tarihinde davacılar tarafından ödenmediği, ödeme var ise yazılı delil ile ispatının gerekeceği belirtilmiştir.
1-Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Satışa konu paylar için öngörülen bedel sözleşme ile belirlenmiş olup bunun yarı kısmı olan 5000 TL’nin sözleşme sırasında ödendiği açıktır. Bedelin kalanı olan 5000 TL’nin ödendiği hususu davacı tarafça kanıtlanmalıdır. Davacı yan bu konuda hukukça hükmü haiz bir belge ile kanıtlayamadığına göre bu borç davacı zimmetinde kalmış sayılır. Davacı taraf BK’nun 81. maddesi gereğince kendine düşen mükellefiyeti yerine getirmedikçe karşı edimi isteme hakkına sahip değildir.
Akit gereği tescile talip olduğuna göre ödenmemiş bulunan borç için yöntemine uygun şekilde güncelleştirme yapılarak belirlenecek bedelin davacı tarafça mahkeme veznesine depo ettirilmesi ve bundan sonra istemin hüküm altına alınması gerekirken, kararda yazılı gerekçe ile borcun tamamının ödenmiş bulunduğunun kabulü ile istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14458, K. 2007/355, 22 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama