KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14461 E., 2006/15520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.3.2006 gününde verilen dilekçe ile tespit ve tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.9.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 37 parsel sayılı taşınmazda 10 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunun tespiti ve nüfus bilgilerinin tapu kaydına işlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun tespiti ile ... ve anne adının, doğum tarihinin ve nüfusa kayıtlı olduğu yer ile hane ve cilt numaralarının da tapu kaydına işlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kayıt malikinin tespiti ve tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, ... adı kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bunun içinde kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğunun tespiti zorunludur.
Eldeki davada davacı, dava konusu taşınmazın kayıt malikinin kendisi olduğunun tespiti ve kayıttaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir. Ancak, eda davası ile birlikte bağımsız bir tespit davasının dinlenebilmesi için diğer genel dava şartları dışında özellikle davacıların bu hukuki münasebetin
mevcut olmadığının hemen tespitini talep etmekte hukuki bir yararları bulunmalıdır. Çünkü, her davada aranması gereken hukuki yarar, tespit davalarında önemini öncelikle gösterir. Gerçekten, bir hukuki münasebetin mevcut olması keyfiyeti davacıya başlı başına tespit davası açma yetkisi vermez. Somut olayda olduğu gibi davacı aynı zamanda eda hükmünü içeren bir talepte bulunmuşsa davacının durumun ayrıca tespiti isteminde bulunmalarında hukuki bir yararı olmalıdır. Zira, davacının tapu kaydındaki malik isminin düzeltilmesi biçiminde mahkeme önüne getirdiği eda hükmüne dair talebinin içinde ilk önce o edanın dayandığı hak veya hukuki münasebetin tespit edilmesi talebi de vardır. Böyle olunca, davacıların tespite dair istemlerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Açıklanan tüm bu olgular karşısında, mahkemece, eda davasının içinde görülmesi zorunlu tespit hükmü kurulması doğru olmadığı gibi;
“Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı, soyadı, ... adı, edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibaret olduğu bunlar arasında anne adı, doğum tarihi, nüfusa kayıtlı olduğu yer hane ve cilt numaralarının yer almadığı,
dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgisinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemeyeceği, şayet tapunun tescile dayanak yapılan işlemde düzeltilmesini gerektirir bir hata yapılmışsa bu hatanın tüzüğün 87.maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki koşullar araştırılarak idarece düzeltileceği hususları da gözetilerek, davacının ... adının tapu kaydına işlenmesine karar verilmesi gerekirken nüfus bilgilerinin tamamının kayda işlenmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14461, K. 2006/15520, 21 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama