KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14725 E., 2007/569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 09.05.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 498 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalıya ait 488 parsel ile davalı Hazineye ait taşlık araziden geçmek üzere geçit hakkı verilmesini istemiştir.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı Hazine vekili temyize getirmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; belirlenen geçit yerinin büyük bir bölümü tapulama harici taşlık yer üzerinde kalmaktadır. Geçit hakkı, istemi özel mülkiyete konu bir taşınmaz için söz konusu olur ve üzerinde geçit kurulması istenen taşınmaz veya taşınmazların aynı şekilde özel mülkiyete konu olmaları gerekir. Başka bir deyişle geçit ihtiyacı bulunan taşınmazlar için seçilecek geçit güzergahı tapuya bağlı olmayan taşırnmazlar üzerinden geçirilemez.
Bu husus geçit kurulmasının bir taşınmaz sınırlaması olmasından kaynaklanmaktadır ve bu tür sınırlamalar ancak mülkiyet hakkına konu olan taşınmazlar için söz konusu olabilir. Geçit hakkı yükümlendirilecek taşınmazın siciline işlenecek haklardan olup, taşlık nitelikli tapusuz yer için oluşmuş bir sicilden bahsedilemeyeceğinden mahkemece taşlık üzerinden geçit yeri belirlenmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değişik seçeneklerin değerlendirilebilmesi bakımından komşu parseller malikleri hakkında yöntemince dava açıp birleştirilme hususu düşünülmek üzere davacı tarafa imkan ve süre verilmelidir. Açılan ve birleştirilen davalar olur ise delillerin bu davalar için de yöntemince toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereklidir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
Kabule göre de; dava aleyhine geçit kurulması istenen 488 parsel maliki ... hakkında açılmış, ...'ın dava açılmadan önce 1970 yılında öldüğünün anlaşılması üzerine mirasçıları davaya katılarak yargılama sürdürülmüştür. Ölmüş kişinin taraf ehliyeti olmadığından dava tarihinden önce ölmüş olan kişi adına dava açılamaz. Ölmüş kişiye karşı açılmış olan davaya, akışının mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle mirasçılara karşı da devam edilemez. Mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılması zorunludur. Bu ilkelere aykırı şekilde dava açılmadan önce ölmüş kişi aleyhine açılan dava da mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle davaya devam edilerek hüküm kurulması da doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14725, K. 2007/569, 26 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama