KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/15508 E., 2007/684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.01.2003 ve 05.06.2003 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil, birleştirilen dava muvazaalı temlik nedeniyle tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
Davalı ..., taşınmazı diğer davalı ...'den 1997 yılında haricen satın aldığını ancak, senedi annesinin imzaladığını, dava konusu taşınmazın 775 sayılı yasa hükümleri uyarınca tahsis edildiğinden resmi satışın takyit süresinden sonra 20.12.2002 tarihinde yapıldığını, muvazaalı satışın söz konusu olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafca temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine muvazalı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan tam iki tarafa borç yükleyen, kişisel hak veren sözleşmelerdir.
Somut olayda 17.02.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi biçimine uygun düzenlenmiş tapudaki devrin 03.07.2002 tarihinde yapılması kararlaştırılmıştır. Davacı, 08.07.2002 tarihli ihtar ile tapunun adına devrini istemiştir.
Davaya konu gayrimenkul 775 sayılı yasa hükümleri uyarınca 03.07.1992 tarihinde 1/2 hise itibariyle davalılardan ... adına tahsis edilip tapusu verilmiş, diğer davalı ...'e 20.12.2002 tarihinde resmi satışı yapılmıştır.
Gerçekten Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması gerekir ise de, yasanın 1024. maddesi hükmünce bir ayni hakkın yolsuz tescili halinde yapılan temlik nedeniyle hakkı zedelenen kimse tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişiye karşı ileri sürebilir.
Dosya kapsamından harici satış sözleşmesi ...'nin annesi ... ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava 05.09.2002 tarihinde açılmış, 16.09.2002 tarihinde verilen tedbir şerhinin konması Tapu Sicil Müdürlüğünden istenmiş, ancak şerh işlenmeden taşınmaz 20.12.2002 tarihinde davalı ...'ye resmi senetle devir edilmiştir. Davacı tanıkları, davalılar arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu ifade etmişlerdir.
Gerek taşınmazın davalılar arasındaki temlik işleminin davanın açılmasından ve tedbir şerhinin işlenmesinden önce yapılması ve gerekse tanık beyanları davalı ...'nin satış vaadi sözleşmesini bildiğini temlikin davacının sözleşmeden doğan haklarını bertaraf etmek amacıyla ve kötü niyetli yapıldığını gösterir. Böyle olunca istemin kabulü yerine somut olaya uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirmeyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/15508, K. 2007/684, 30 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama