KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/1940 E., 2006/3329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2006
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
401 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.5.2004 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 780 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait 779 ve 804 parsel sayılı taşınmazlardan mecra hakkı istemiştir.
Mahkeme davacının ihtiyacı tedbir isteminin sonuca ulaştırmak amacı ile tensip ile tesbite karar vermiş ve davalıların yokluğundan yaptığı keşif sonucu alınan raporlarda belirtilen değerleri esas alarak Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir. davalı 779 parsel maliki ...'ın temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda keşifde belirlenen güzergahlardan en yüksek değeri olanı esas alındığında Sulh Hukuk mahkemesinin görevli oldugu anlaşılmakla hüküm bozulmuştur. Bunun üzerine mahkeme bozmaya uymuş, yargılamaya devamla bu kes davanın kabulü ile 780 parsel lehine 779 parselden mecra hakkı tesisine karar vermiştir.
Hükmü 779 parsel maliki ... vekili temyize getirmiştir.
İrtifak hakkı tesisine ilişkin davalarda, davacı taşınmazının su yolu ihtiyacının bulunup bulunmadığının saptanması, en az masraflı ve en az zarar görecek taşınmazın tesbiti, su yolunun niteliği, suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ve irtifak hakkının bedelinin belirlenmesi amacı ile mahallinde yapılacak keşif, en önemli delillerden biridir. Bu nedenle her iki tarafın da usulüne uygun keşfe davet edilmesi gerekir.
Somut olayda mahkemenin hükme esas aldığı keşif 4.5.2004 tarihinde davalıların yokluğunda (ihtiyati tedbir istemi ile ilgili olarak) icra edilmiş olup, dava dilekçesi ise aleyhine hüküm kurulan ...'a 20.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her ne kadar davalı ...
22.6.2004 tarihli celse de ibraz edilen bilirkişi raporuna bir diyeceği olmadığını ve bu celse aldığı bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunulacağını bildirmiş ise de aynı celse mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve bozmadan sonra da vekili aracılıgıyla tedbir talebine istinaden yokluğunda yapılan keşfi kabul etmediğini bildirmiştir. Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, davalı ...'ın savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Gerçekten HUMK. hükümleri uyarınca dava dilekçesi ile birlikte duruşma tarihi davalıya bildirilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmaları ve bunların ispatı için gösterecekleri deliller toplanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir iken, henüz taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda yapılan keşfe dayanarak hüküm kurulması, davalının Anayasanın 36.maddesince korunmuş olan savunma hakkını kısıtlayan ve usule esaslı aykırılık teşkil eden bir hatadır ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/1940, K. 2006/3329, 23 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama