KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/2241 E., 2006/3588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.10.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalıların miras bırakanı ... ile yaptıkları 23.08.1969 tarihli harici satış sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece; davacının dayanağı olan satış sözleşmesinin tespit ve temin olunamadığı, var olsa dahi ayni hak değil, şahsi hak doğuracağı, ibraz edilen banka makbuzlarının da dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından temyize getirilen hüküm, dairece;
davalılar murisinin satış vaadi sözleşmesin den doğan hakkını davacıya temlik ettiğinin yapılan ödemelere ilişkin belgeler ve yine davalılar murisinin eksik ödemeler nedeniyle 13.06.1973 tarihinde davacıya keşide etmiş olduğu ihtarname içeriği ile ispatlandığı ve borçlar Kanunun 162. maddesi uyarınca alacağın temliki sayılarak davacı tarafından eksik yapılan ödemelerin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacının ödemeleri araştırılmış ve davacı tarafından ödemelerin tam yapılmadığı, dolayısı ile edimlerini yerini getirmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir
Hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Daha önceki bozma ilamımız uyarınca akdi ilişkinin varlığı ödeme belgeleri ve ihtarname kapsamı ile kabul edildiğine göre; ödeme ile ilgili olarak mahkemece yapılan araştırma sonucu, ihtarname ile davalıların murisince peşin ödendiği bildirilen 1000 TL ile 1969 ve 1970 yıllarına ait 150’şer TL bedelli 11 adet ödeme belgesi toplamı olan 1650 TL, toplam 2650 TL’nin ödendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Dairemizin süre gelen uygulamasında, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil talebinde bulunan kişinin vaad borçlusuna sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemesi veya bedelden ödenmeyen bir kısım varsa bunu ödenmek üzere dosyaya depo etmesi kabul edilmektedir. Somut olayda 5760 lira olan satış bedeli için 2650 TL ödeme yapıldığı belge ile kanıtlandığına göre ödenmemiş bedelin 3110 TL. olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişki 23.08.1969. tarihli sözleşmeyle kurulmuştur. Sözleşmedeki bedel bu tarihe göre belirlenmiş, ancak kararlaştırılan bedelden ödenmeyen 3110.TL.’nin dava tarihinde aynen ödenmesini istemek Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Aksinin düşünülmesi sözleşmedeki yarar dengesinin davalı aleyhine bozulmasına neden olur.
Bu bakımdan 23.08.1969 tarihindeki 3110 TL’nin dava tarihinde ne olacağı somut olayın özelliğine, ülkemiz parasının yabancı para karşısındaki değer kaybına veya değişik ve ancak objektif bazı temel kriterlere göre bilirkişiye hesaplattırılıp, bulunacak bu tutar davalılara ödenmek üzere dosyaya depo ettirilerek, tescil istemi hakkında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/2241, K. 2006/3588, 27 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama