KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/2375 E., 2006/3533 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.2.2005 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tesbiti ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı taktirde ödenen bedel ve yapılan katkının tazminen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra dava açıldığı kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği gibi, inanç sözleşmesi inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inanç gösterenin tesbit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Eldeki davada inanç gösterilenin yüküm borcu taşınmaz yarı payının davacıya aktarılması borcudur. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen yöntem ile davanın kanıtlanması halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilecektir.
İnanç da bir sözleşme olup, genel zamanaşımı süresine tabi ise de buradaki sürenin başlangıcı, inanç gösterilenin borcunu yerine getirmeyeceği konusundaki tavrının ortaya çıkması ile başlar. Diğer bir anlatımla, inanç gösteren kişinin hakkına yargısız ulaşabileceği umudunun tükendiği tarih zamanaşımı süresinin başlangıcını teşkil eder. Bu halin tesbitinde elbetteki tarafların birbirleriyle olan münasebeti ehemniyet arzeder.
Genelde beklentisi tükenen davacı taraf dava açtığı için zamanaşımı süresinin dolduğunu isbat külfeti davalıya düşer. Bu konuda davalı delilleri sorulup değerlendirilmeden zamanaşımı süresinin doğduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/2375, K. 2006/3533, 27 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama