KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/2425 E., 2006/3609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2006
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.8.1998 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 8.5.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı kayıt iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu pay üçüncü kişi davalıya devreolunduğundan istem reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten 25.9.1980 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinde vaad borçlusu adına kayıtlı pay ölümünden sonra mirasçılarına intikal ettirilmiş, mirasçıları ..., ... ve ... tarafından da 25.10.2000 tarihinde davalı ...’ya satılmıştır. Bu aşamada davalının durumunun tartışılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi hükmünce tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunması gerekir.
Genel kural bu olmakla birlikte anılan yasanın 1024.maddesine göre bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Yine Türk Medeni Kanununun 3.maddesi uyarınca iyiniyet iddiasında bulunamayacak olan kimsenin kötüniyetinin karşı tarafa ispat ettirilmesi gerekmez. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde:
Davalı ... satış vaadi sözleşmesinin borçlusu olan ...’in torunu, ... mirasçılarından ...’nın oğludur. Bu hali ile davalı ..., satış vaadi sözleşmesinin varlığını bilebilecek, başka bir anlatımla iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumdaki kişi olduğundan onun ayrıca kötüniyetinin ispat ettirilmesi gerekmez. Dolayısıyla davacı yönünden üzerindeki payı iyiniyetle iktisap ettiği söylenemez. O yüzden mahkemece davalı ...’in iyiniyetli malik olduğu kabul edilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Ancak; dava konusu taşınmaz ... köyünde tarla niteliğinde, 4394 m2 yüzölçümündedir. Davalı ... üzerinde 5046/13182 pay bulunmaktadır. 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesince, bu paydan yapılaşma amacıyla pay satışı olanaklı bulunmadığı sürece satış vaadi sözleşmesinin ifa imkanı yoktur. Bu nedenle mahkemece, ortaya çıkan bu durum uyarınca paydan pay devri imkanı bulunup bulunmadığı yetkili merciiden sorulmalı, istem sonucu doğrultusunda hükme bağlanmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/2425, K. 2006/3609, 28 Mart 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama