Davacı, tapu ile malik olduğu 1453 numaralı taşınmazının doğu sınırında herhangi bir yol olmadığı halde davalı belediyenin kendisinin rızasını almadan taşınmazın doğu sınırından ve parselinin de üzerinden geçecek şekilde yol geçirdiğini, diğer davalı ...’ında bu yoldan geçmemesi konusunda uyarılmasına rağmen geçmekte ısrarlı olduğunu ve böylece her iki davalının da taşınmaza elatmayı sürdürdüklerini bildirerek davalıların bu eylemlerinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, zaruret bulunmasından ötürü yolun sadece davacıya ait parseli üzerinden değil o yörede bulunan diğer kişilere ait parsellerin de üzerinden kuzey-güney istikametine devam edecek şekilde açıldığını bildirerek, davacının dönem dönem yolu kapatmak istemesi, hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemişler, mahkemece savunmaya değer verilerek davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyaya getirtilen davacıya ait 1453 parsele ilişkin tapu kaydı ile, bu parseli dört yönü itibariyle çevreleyen diğer taşınmazları da gösteren pafta örneğine göre, davacıya ait parsel ile çevre parseller üzerinde herhangi bir yol ya da geçit mevcut değildir.
Toplanan delillere göre çevredeki taşınmaz sahipleri bu arada davacı rızası da alınmadan belediye tarafından davacı parselinin doğu kesimini de içine alacak şekilde yol geçirildiği ve bu yoldan diğer davalı ...’ın da yararlanmakta olduğu anlaşılmaktadır. Yolun açıklanan biçimde yeni olarak ihdası taraflarında kabulündedir.
T.M.K.nun 683. maddesine göre bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Mülkiyetin malike tanıdığı bu tasarrufun kamulaştırma, geçit yada mecra hakkı kurulmaksızın sınırlandığını kabul etmek yasaya aykırı düşer.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre taşınmaz sahibi her türlü haksız elatmanın önlenmesi isteme hakkını da sahip bulunmakta olup somut olayda davacının istemi bu hakkı kullanmadan öteye bir anlam taşımadığına göre, isteminde hukuka aykırı bir yön mevcut değildir.
Davalı belediyenin kamulaştırma yapmadan elattığı, diğer davalı ...’ın da davacı rızası olmaksızın yol iddiası ile davacı taşınmazının bir bölümünü kullanmada ısrarlı olduğu anlaşıldığına göre istemin kabulüne karar verilecek yerde olaya uygun düşmeyen yorum ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.5.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.