KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4899 E., 2006/6895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
296 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 07.04.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava tapu kaydı üzerindeki vakıf şerhinin silinmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, 5334 sayılı yasayla 3402 sayalı yasanın 12. maddesine yapılan ekleme uyarınca kadastro Kanununun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacağından diğer yandan kayıtlardaki vakfın sahih vakıflardan olduğu davalı idarece bildirildiğinden açılan davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Çekişme konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmaz toplulaştırmayla oluşturulan 15, 16 ve 20 parsellerden gelmektedir. Bunlardan 15, 16 parsellerin tapulama tespiti 26.9.1974, 20 parselin ise 18.2.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Kayda « ... Paşa» vakfı şerhi ise 18.6.2003 tarihinde işlenmiş bulunmaktadır. Görülüyor ki, dava konusu taşınmazın tapulama tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre geçtikten sonra kayıtlara şerh işlenmiştir.
3402 Sayılı Kanunda 5304 Sayılı Yasanın 11.maddesi ile yapılan değişiklik 3.3.3005 tarihli resmi gazetede yayımlanmış ve yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yasada değişiklik hükmünün yasanın yürürlüğünden önce tekemmül etmiş hukuksal durumlara uygulanacağına ilişkin bir hüküm yoktur.
Esasen Yasa koyucunun kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte bir kural koymaması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Bu nedenlerle mahkemenin 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Kanunun uygulanması gerekeceğine dair kabulü yersizdir.
Burada Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2.4.2004 tarih 1/1 sayılı kararı uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği doğrudan doğruya hakim tarafından gözönünde tutularak uygulanmalıdır. Hal böyle olunca mahkemece davanın davacıların payları yönünden kabulü yerine değişik bazı düşüncelerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/4899, K. 2006/6895, 15 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama