KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10328 E., 2007/11912 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
740 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.3.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit ... kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, adına kayıtlı 61 parsel numaralı taşınmaz lehine davalılara ait 42 parselden geçit ... kurulması isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar vekili, geçit istenilen taşınmaz dışında da uygun yerler bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit ... kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit ... verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit ... verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit ... taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak ... olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit ... tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit ... tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet ... kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit ... kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde;
Az yukarıda açıklandığı üzere, geçit ... verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenilen taşınmaz maliklerinin tamamının davada usulünce yer alması zorunludur.
Davacı 10.3.2006 tarihli dilekçesi ile aleyhine geçit ... kurulması isteğinde bulunduğu taşınmaz maliki ... mirasçılarını davalı göstermek suretiyle dava açmış, mirasçılardan ...’in ölü olması sebebiyle ... mirasçılarını 11.9.2006 tarihli dahili dava dilekçesi ile davaya dahil etmiştir.Dosyaya gelen kayıtlara göre ... mirasçısı ... davanın açıldığı 13.3.2006 tarihinden önce 7.7.2004 tarihinde ölmüştür.
4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi ölü kişi aleyhine açılmış bulunan bir davanın, mirasçılarına yöneltilmek sureti ile görülmesi de mümkün değildir. Mahkemece bu hususun gözetilmeyerek ve ... mirasçılarından ...’de davada yer almadığı halde işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de;
Yukarıda açıklandığı üzere objektif esaslara göre en uygun geçidin saptanması için davacının istemi ile bağlı kalınmaksızın tüm alternatif yolların belirlenmemesi, kurulan geçidin taşınmazı genel yola kesintisiz ulaştırması gerektiğinin gözetilmemesi, geçidin, taşınmazların kullanım durumuna göre en fazla 2,5-3 metre genişliğinde olması gerekirken 5 metre genişliğinde belirlenmesi, bilirkişi raporundaki bedele yönelik çelişkinin giderilmemesi, belirlenen geçit bedelinin hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmemesi, davanın niteliğine uygun olarak geçit ... tesisi yerine tapu iptal ve tescile yönelik hüküm kurulması ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğinin düşünülmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/10328, K. 2007/11912, 16 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama