KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10519 E., 2007/12145 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
745 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.07.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit ... kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit ... kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit ... verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit ... verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit ... taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak ... olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun
doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit ... tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit ... tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet ... kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit ... kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince;
Davacılar, kendilerine ait 1488, 1503, 1504 ve 1505 parsel sayılı taşınmazların ana yola çıkışları bulunmadığından davalılara ait 1487, 1486 ve 1485 parsel sayılı taşınmazlar arasında geçit ... kurulması isteminde bulunmuşlardır.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü 1486 ve 1487 parsellerin maliki davalı ... temyiz etmiştir.
Mahkemenin kabulüne göre, davacılara ait 1504 parsel sayılı taşınmazın ana yola çıkışı sağlanmış, davacıların diğer parselleri arasında bir dava bulunmadığı halde, hüküm de gösterilen parsellere göre geçit yerinin bağlantısı kurulmuştur. Geçidin kesintisiz olarak kurulması ilkesine göre mahkemece davacı tarafa makul süre verilerek davacılara ait parseller arasında akdi geçit ... kurulması sağlandıktan sonra geçit ... ile ilgili hüküm verilmesi gerekirken davacılar arasında geçit ... varmışçasına bağlantı kurulması suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
Geçit ... davalarında davacıların subjektif arzularına göre değil, objektif kurallara göre geçit yeri saptanmalıdır.
Mahkemece, üç ayrı alternatif üzerinde durulmuş, 1505 parsel sayılı taşınmazın doğusundan geçen kuru derenin yol olarak kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmadığı gibi, 1488 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan yola çıkışla ilgili seçenekler üzerinde durulmamış, ayrıca davalı ...'e ait bir bütün halinde bahçe olarak kullanılan 1486 ve 1487 parseller arasından geçit ... verilerek sözü edilen taşınmazların kullanım bütünüğü de bozulmuştur.
Kuru derenin yol olarak kullanılması olanaklı değilse 1487 parsel sayılı taşınmazın doğusundaki dere sınırından genel yola çıkış seçeneği de değerlendirilmemiştir.
Az yukarıda açıklanan ilkeler ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davacılara ait taşınmazların ana yola ulaşabilecekleri tüm alternatifler incelenerek, olumlu ve olumsuz yönleri araştırılmak suretiyle saptanacak en uygun güzergahtan geçit ... kurulması yerine açıklanan tüm bu hususlar gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit yeri bedelinin hükümden önce depo ettirilmemesi ve davanın niteliği gereği yargılama masrafları vekalet ücretinin davaclar üzerinde bırakılması gereken davalılara yükletilmesi de doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/10519, K. 2007/12145, 18 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama