Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, 7 ada 22 parsel sayılı davalı hazinenin maliki olduğu taşınmazda, 22.07.1985 tarihli tahsise konu 380 m2’lik kısmına ilişkin olarak tapu kaydının iptali ile bu kısmın adına tescilini talep etmiştir.
Davalı hazine vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması gerekir.
Somut olayda; davacı tapu tahsis işleminin iptalini değil, bu işleme dayanılarak davalı adına olan tapunun iptali ve adına tescilini talep etmektedir. Bu iddia şekline göre davanın görülme yeri Adli Yargı Mahkemeleridir. Bu nedenle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Dosya içinde mevcut Belediye Başkanlığının 20.06.2006 tarihli yazısından tahsise konu yerde az yukarıda açıklandığı üzere 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi, 2981 sayılı yasa uyarınca imar planı ve ıslah-imar planlarının yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu aşamada tapu tahsis belgesine dayanılarak tescil isteme hakkı doğmadığından davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, ancak dava sonuçta reddedildiğinden gerekçenin HUMK’nun 438/son maddesince gereğince düzeltilerek, hümün gerekçesi DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 24.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.