KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16334 E., 2008/1760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.03.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve tazminat karşılık davada, müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; müdahalenin önlenmesi davasının kabulüne, tazminat talebinin kısmen kabulüne, karşılık davanın reddine dair verilen 16.08.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve karşı davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 2 parsel sayılı taşınmaz maliki komşusu olan davalı 3 parsel malikinin İmar mevzuatına aykırı olarak pencere açmak suretiyle aile mahremiyetini ihlal ettiğini, pencerelerin kapatılması maksatıyla ördüğü duvarı yıktığını, komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesini, duvarı eski hale getirme bedeli 500,00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ve karşı davacı cevabında ve karşı davasında dava konusu pencerelerin banyosu ve mutfağında bulunduğunu, pencereleri komşuluk hukukuna aykırı davranmak amacı ile değil, binada oluşan rutubetin giderilmesi, ışık ve ... alımının sağlanması kastı ile açıldığını, ne var ki, davacı ve karşı davalının pencereleri duvar örerek kapattığını, asıl davanın reddini, karşı davasında ise 2 parsel malikinin duvar örmek suretiyle müdahalesinin men’ini istemiştir.
Mahkemece, 3 parsel sayılı taşınmaz malikinin 2 parseldeki davacı ve karşı davalıya ait duvara elatmasının önlenmesine ve 375.00 YTL eski hale getirme bedelinin davalı ve karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Hüküm her ne kadar davacı ve karşı davalı tarafından cevaba cevapla birlikte temyiz edilmişse de temyiz harcı yatırılmadığından ve bu setle hükmün temyizi için yasının öngördüğü yasal süre geçirildiğinden HUMK.nun 432/4 ve 1.6.1990 tar 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince süresi geçirilen temyiz istemini reddi gerekmiştir.
2- Davalı ve karşı davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava ve karşı dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. (önceki Medeni Kanunun 661.) maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Davalı ve karşı davacı çekişme konusu pencerelerin mutfak ve banyosunda yer aldığını, evinin bu bölümünde başkaca pencere bulunmadığını, pencereleri yaşanan yerdeki rutubetin önüne geçmek, ışık ve havalandırmak ihtiyacını karşılamak üzere açtığını, komşusunun aile mahremiyetini zedelemek gibi bir kastı olmadığını ileri sürmüştür. Ne mahkemece, nede mahkemenin hükme dayanak aldığı 4.7.2002 günlü bilirkişi raporunda davalı ve karşı davacının bu savunması incelenmemiştir.
Komşuluk hukukunda taşkınlıktan amaç; komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ile ailesi ve taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek ... ve eylemlerdir. Kuşkusuz bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin konuya ilişkin düzenlemelerin, özellikle de mahalli örf ve adetin önemi vardır. Bu tür uyuşmazlıklarda hakim gerek zararın varlığını belirlerken gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar ve zarar dengelerini değerlendirip onları karşılıklı olarak korumak durumundadır. Bu açıklamalar karşısında görülüyor ki, bilirkişi raporu ve hakimin hukuki değerlendirmesi somut olaya uygun düşmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken ..., yerinde yeniden keşif yapılarak yukarıdaki ilkelere uygun düşecek bilirkişi incelemesi yapmak, özellikle de taşınmazın bulunduğu mahaldeki emsalleri ve örf ve adeti göz önünde tutmak, tarafların yarar ve zarar dengelerini değerlendirmek, yinede komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan bir kullanım saptanırsa zararlı davranışın giderilmesinde her iki taraf yararına bir çözüm yolu bularak taraflara yükümlülük yüklemek olmalıdır.
Bütün bu yönler bir yana bırakılarak davanın eksik araştırma ve inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporu ile yazılı olduğu şekilde sonuçlandırılması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/16334, K. 2008/1760, 18 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama