KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16674 E., 2008/896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, 332 parsel sayılı taşınmazın kaydında yer alan "...Vakfı" şerhinin gayri sahih vakfa ait olması nedeniyle silinmesini istemişlerdir.
Mahkeme, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu gerekçesiyle reddine karar vermiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 332 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti dayanak tapu kaydına göre 1962 yılında yapılmış ve tespite itiraz edilmesi sonucu 09.07.1974 tarihinde kesinleşmiştir. Tapulama tutanağının beyanlar hanesinde "..." şerhi yazılı bulunmaktadır. Burada öncelikle belirtilmelidir ki; tapulama tutanağında vakıf şerhinin bulunduğu bu gibi durumlarda vakıf şerhinin terkini için 10 yıllık süreye bakılmaksızın dava açılabilir. Başka bir anlatımla, tapu maliklerinin açtığı bu nitelikteki vakıf şerhinin terkini istemli davalarda hak düşürücü süre uygulanmaz.
Bu tür davalarda vakıf türünün saptanması ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli parsellerde vakfın bir hakkı kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin, vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin duraksamaya yer bırakmadan saptanması gerekmektedir.
Somut olayda, dosya üzerinden iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Ancak;
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın çoğrafi konumu ve hukuki durumları ayrı ayrı olacağından konumları keşfen saptanıp haritasına işaret ettirilerek bu taşınmazların kadim köy ya da kasaba içindeki mülk toprak nevinden veya miri arazi niteliğinde bir yer olup olmadığı belirlenmeden sadece dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesine bağlı kalınarak bir sonuca ulaşılamaz. Zira uygulama aynı vakfiye kapsamındaki bir kısım yerlerin sahih, bir kısım yerlerin ise gayrisahih kabilinden vakıf olabileceğini ortaya koymuştur.
Böyle olunca mahkemece yapılması gereken ...; rapor düzenleyen bilirkişinin katılımı ve dava konusu taşınmazın yerini haritaya işaretleyecek harita mühendisi bilirkişi de bulundurularak keşif yapmalı ve bu keşifte taşınmazın kadim köy ya da kasaba içinde mülk toprak nevinden olup olmadığını kuşkuya yer bırakmadan belirlemek, vakfın türü hakkında ancak bundan sonra bir sonuca varmak olmalıdır. Değinilen biçimde inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın yazılı nedenle reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/16674, K. 2008/896, 1 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama