KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/1692 E., 2007/2732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı-K.davalı vekili tarafından, davalı-k.davacılar aleyhine 21.11.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, birleşen dosyada sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl dava ve birleşen davanın reddine dair verilen 28.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı (k.davalı), davalı (k.davacı) vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleştirilen davada satış vaadi borçlusu 27.08.1996 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşmenin iptalini istemiştir.
Mahkemece her iki davada reddedilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1- 27.08.1996 günlü biçimine uygun düzenlenen sözleşme hüküm ve sonuç meydana getirir. Sözleşme ile kazanılan şahsi hakkın yerine getirilmemesi halinde vaad alacaklısının hükmen tescil isteme olanağı vardır.
Sözleşmede satımı vaad olunan 85 ada 10 parsel sayılı 601.95 metrekare yüzölçümündeki bahçeli ahşap kargir betonarme 3 evden ibaret yerdeki zemin katın tamamı ve kömürlüğüdür. Satış bedelinin 850 milyon lira olarak kararlaştırıldığı, bunun 300 milyon liralık bölümünün 27.9.1996 kalan 550 milyon liralık kısmının ise 30.1.1997 tarihinden itibaren her ay 50 milyon lira olmak üzere 11 ay zarfında ödeneceği görülmektedir.
Davanın açıldığı 21.11.2005 tarihine kadar birleştirilen davanın davacısı tarafından taksitlerin ödenmesinde temerrüde düşüldüğünden bahisle vaad alacaklısına herhangi bir ihtar gönderilmemiştir. Vaad borçlusu Borçlar Kanununun 101. maddesine dayanarak vaad alacaklısını temerrüde düşürüp Yasanın 106.maddesindeki seçimlik hakkını aktin feshi doğrultusunda kullanmadığı sürece 27.08.1996 günlü taşınmaz mal satış vaadine ilişkin sözleşme ayakta duracağından buna dayanılarak ferağa icbar yolu ile tescil talebinde bulunulabilir.
Ne var ki; somut uyuşmazlıkta vaad borçlusu kararlaştırılan satış bedelinden halen alacaklı olduğunu ileri sürmekte tescil talebinde bulunan vaad alacaklısı ise borcun tümüyle ödendiğini savunmaktadır. Taraflar arasında ödeme konusu çekişmeli olduğundan mahkemece öncelikle bu yön üzerinde durularak taraflar isticvap olunmalı, ödemelerdeki uyuşmazlık konusu miktar açığa kavuşturulmalı, satış vaadi alacaklısının dayandığı fotokopi olarak dosyaya sunulan önlü arkalı iki sayfadaki ödeme tutarları ve imzalar vaad alacaklısına sorulmalı, bütün bunlara rağmen kanıtlanmayan bir miktar ödeme kalırsa Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmünce vaad alacaklısına depo ettirilmelidir.
Davalılardan ölünceye kadar bakım borçlusu ... İleri diğer davalı ...’nin eşi olduğundan konumu gereği iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumdaki kişi olması nedeniyle kötüniyetini ayrıca karşı tarafça ispatı gerekmediğinden hukuki durumunun da buna göre değerlendirilmesi gerekir. Ancak;
Dava konusu taşınmaz tapuda bahçeli ahşap kargir betonarme 3 ev niteliği ile kayıtlıdır. 27.8.1996 günlü sözleşmede satımı vaad olunan bu tapudaki “3 katlı betonarme evin zemin katı ve kömürlüğü”nden ibarettir. Çekişmeli taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulmadığından 601.95 metrekare yüzölçümündeki taşınmazda satış vaadi alacaklısına tescili gereken arsa payıdır. Bu nedenlede mahkemece yerinde keşif yapılarak sözleşme konusu satışı vaad edilen zemin kat ve kömürlüğe karşılık gelecek arsa payı bilirkişiye yöntemince hesaplattırılmalı, bulunacak bu pay vaad alacaklısı adına tescil olunmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak somut olaya uygun düşmeyen bazı Yargıtay Kararlarından söz edilmek suretiyle davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamıştır.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre vaad borçlusunun sözleşmenin iptali istemi ile açtığı reddolunan davanın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/1692, K. 2007/2732, 15 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama