KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2007/195 E., 2007/863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.6.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapuda ....., Serbest adına kayıtlı 20 parsel sayılı taşınmazdaki “... Vakfı” şerhinin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir. Az yukarıda sözü edildiği üzere 20 parsel sayılı taşınmaz tapuda Süleyman Serbest adına kayıtlıdır. Dosyaya verilen mirasçılık belgesine göre 20 parselde davacılar dışında başkaca mirasçıların bulunduğu da görülmektedir. Başka bir deyişle, elbirliği halinde mülkiyet rejimine tabi 20 parsel sayılı taşınmazdaki terkin istemini tüm mirasçılar değil mirasçılardan bazıları ileri sürmüştür.
Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir.
Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği ne var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla sürdürebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülebileceği gözardı edilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/195, K. 2007/863, 5 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama