KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4294 E., 2007/4955 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.11.2006 gününde verilen dilekçe ile İl Mera Komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, mera komisyonunun 2.11.2005 tarih 385 numaralı kararının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Mahkemece mera komisyon çalışmaları 4342 sayılı Mera Kanununun ilgili maddelerindeki yönteme uygun yapılmadığından yasanın 7, 8, 9 ve 13.maddelerindeki biçim koşullarına uygun karar alınmak üzere tüm bilgi ve belgelerin mera komisyonuna iadesine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ... temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus 4342 sayılı Mera Kanununda mahkemelere şekli denetim yetkisi verilmediği, mera komisyonu kararlarının yargı yerinde çekişmenin esası yönünden incelenebileceği sorunudur. Kaldı ki, mahkeme bir yandan mera komisyonunun şekil yöntemine uygun karar almadığını vurgularken bunun gerekçelerini karar yerinde göstermemiştir.
Çekişmenin esasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Uyuşmazlık konusu 103/111, 103/107 ve 106/49 parsel sayılı taşınmazlar 2.11.2005 tarih ve 385 numaralı mera komisyonu kararı ile mera kaynakları arasına alınarak davalı ... adına tahsis edilmiştir. İptali istenen mera komisyonu kararı budur. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anılan parsellerin tapuda arsa vasfı ile Hazinenin özel mülkü olarak kayıtlı bulunduğu, kayıtların iptali hakkında bir dava açılmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten, 4342 sayılı Mera Kanununun 5.maddesi hükmünce o maddede sıralanan taşınmazların ve bu arada “Devletin hüküm ve tasarrufunda veya hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüd sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanabileceği anlaşılan yerlerin” komisyonca
tespit edilecek ihtiyaca göre mera kaynakları arasına alınması ve ilgili köy veya belediyelere tahsis edilmesi olanaklıdır. Ancak Yasanın 9.maddesine 4916 sayılı kanunla eklenen hüküm gereği belediye veya mücavir alanları sınırları içerisinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetindeki arazilerin mera olarak tespit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınması zorunludur. Yasanın öngördüğü bu izin sağlanmadan kayıtta hazinenin özel mülkü olarak tescil edilmiş bir taşınmazın veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin mera kaynakları arasına alınması mümkün değildir.
O yüzden mahkemece, teknik ekip çalışmaları sırasında mera kaynakları arasında gösterilmesi gerektiği belirlenen dava konusu taşınmazın etüd çalışmalarından önce mera kapsamı içine alınması için Maliye Bakanlığından izin alınıp alınmadığı sorulup saptanmalı, alınacak yanıta uygun bir karar verilmelidir. Değinilen bu husus bir yana bırakılarak, orta yerde mahkeme önüne getirilmiş bir uyuşmazlık bulunduğu düşünülmeden uyuşmazlığa son verecek nihai bir hüküm kurulması yerine uyuşmazlığı çözümsüz bırakacak şekilde yazılı olduğu şekilde karar kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/4294, K. 2007/4955, 3 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama