KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4551 E., 2007/6105 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ve bir kısım dahili davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece istem hüküm altına alınmış kararı davalılardan Belediye, 6 parsel malikleri ile 4 parsel maliki temyiz etmiştir.
Tapulama ve kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını tespit eden görevlilerin ölçü, hesaplama ve çizimlerde hata yaptıkları düzenlenen paftaların her zaman taşınmazların mülkiyet durumunu doğru olarak yansıtmadığı uygulamayla ortaya çıkan bir gerçektir. Zamanımızda kadastro ölçü ve hesaplarında kullanılan araç, gereç ve cihazların gelişmiş olmasına rağmen bu yanılgıların halen de devam ettiği de bilinmektedir. Süre içersinde ortaya çıkan açıklanan durumlar sebebiyle hataların düzeltilmesi zorunluluğu karşısında bazı yasal düzenlemeler yapılmış, bu arada 25.06.1983 tarihinde 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki yasa yürürlüğe konulmuştur.
Somut olaydaki istemin nedenini 2859 sayılı yasa uygulaması sonucu yapılan düzeltmeler teşkil etmektedir.
Anılan yasanın 1. maddesinde belirtildiği üzere «teknik nedenlerle yetersiz kalan uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az
bir mevkii ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları…. yenilenir». Yenilemenin yapılış biçimi ise yasanın 6. maddesi hükmü uyarınca çıkartılan yönetmelikte ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Burada hemen belirtilmelidir ki, yenileme işlemi önceki kadastro aşamasında saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değildir. Yenilemeyle amaç; olabildiğince önceki ölçü aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlamak, sınırlarda ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları orantı ve dengeleme kuralları ile düzeltmek, böylece hukuki durumu gerçeğe uygun hale getirmektir. Bu anlatımın doğal sonucu olarak o mevkii ya da ada biriminde bazı parsellerin yüzölçümü ve sınırlarında herhangibir yanlışlık ve eksiklik yoksa bu parseller yenileme dışı bırakılır ve haritasında hiçbir düzeltme ve değişiklik gerekmez.
Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2007 tarih 2007/30-26 sayılı kararında da vurgulandığı üzere uygulamanın ilk kadastro paftası esas alınarak kadastrol ölçülerde farklılık varsa bunlar dengelendikten sonra ilk kadastro sırasında belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak yapılması, şayet ilk kadastro sınırlarına itibar edilmemişse bunun hangi zorunlu sebeplerden geldiğinin bilirkişiye açıklattırılması gerekir.
Somut olayda ise, hükme dayanak alınan bilirkişinin 28.08.2006 tarihli rapor ve krokisinde sadece hesaplama hatalarından ve zamanın teknolojik yönteminden kaynaklanan kaymalardan söz edilmiş az yukarıda vurgulanan uygulama ilkeleri göz ardı edilmiş, özellikle yanlışlıklar orantı ve dengeleme kurallarına göre dağıtılmamıştır.
Yine hemen belirtilmelidir ki, bilirkişinin sadece davacıya ait ilk kadastro paftasından değil, davalılara ait önceki kadastro paftası ve tutanağın edinme nedeni sütununda yazılan diğer bilgi ve belgelerden de yararlanarak onların varsa dayanakları haritaları da yerinde uygulaması gerekir. Yukarıdan beri sayılan ilkeleri içermeyen bilirkişi raporunun hükme dayanak alınması yanlıştır.
O halde mahkemece gerekirse birden fazla bilirkişiden yararlanarak yerinde yeniden keşif yapılıp söz konusu ilkeler doğrultusunda rapor alınmalı, sonucu dairesinde bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; davadaki istem tapu kayıt iptali ve tescil talebini içermektedir. Ne var ki, mahkeme sonuçtaki kararı ile bir tespit hükmü kurmuştur. Kurulan tespit hükmü istemi karşılamadığı gibi hükmün infazı sırasında tereddüt meydana getirdiğinden, HUMK.nun 388 ve 389. maddelerine aykırıdır. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/4551, K. 2007/6105, 22 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama