Dava, bidayette sadece Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle tapuda isim düzeltilmesi istemi ile açılmış ise de, istemin dava dilekçesinde açıklanış biçimine ve dosyaya delil olarak intikal eden belgelere göre özde ... ... mirasçılarından olan davacı ...’nın muristen intikal ettiği anlaşılan taşınmazlarda mirasçılık sıfatı ketmedilerek tespit ve tescillerin yapıldığı ve böylece davaya konu taşınmazlarda mirasçılık sıfatının belirlenerek payı oranında kendisine de iştirakçi paydaş sıfatı tanınması istenildiği sonucuna varıldığında davanın ilk biçimi ile kabulüne dair hüküm, az yukarıya özetlenen gerekçe ile bozularak kayıt maliklerinin tümüne husumet yöneltilerek davanın mülkiyet uyuşmazlığı biçiminde çözümlenmesi öngörülmüştür.
Mahkemece bozmaya uyularak davaya dahil edilenler huzuru ile görülen ikinci yargılama sonunda; tapu kaydında “...”, “... ...” adlarına kayıtlı hisselerin iptali ile bu hisselerin davacı “... kızı ...” adına tesciline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu 640, 244, 245, 248, 287, 760, 890, 1196, 1023, 558, 632, 548, 686, 682 parsel numaraları ile kayıtlı taşınmazların kadastro tespitlerinin 1975 yılında yapıldığı ve 27.7.1979 tarihinde de kesinleştikleri anlaşılmaktadır. Davacı kadastrodan önceki hukuki nedene dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğuna göre, 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi gereğince davanın tutanakların kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde açılmaları halinde dinlenme olanağı bulunmaktadır. Açıkça görüldüğü üzere, dava 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığından hak düşürücü süre nazara alınarak davanın reddi yerine olaya uygun düşmeyen gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.