KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/5996 E., 2007/7690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar müdahil davacı ... ve davalılar ... aleyhine 21.05.2001 gününde verilen dilekçe ile tescil ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup ekonomik yarar taşıyan taşınmaza davalıların elatmasının önlenmesi ve Türk Medeni Kanununun 713. maddesi hükmünce Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Davaya müdahil olarak katılan ... Belde Tüzel Kişiliği dava konusu taşınmazın mera olduğunu mera olarak sınırlandırılmasını, 29.01.2004 günlü dilekçesinde ise davasını ıslah ederek belediye özel mülkü olan taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Mahkemece bilirkişinin 31.05.2006 tarihli krokisinde (C) harfi ile gösterilen yerin hazine adına tesciline tespit bilirkişisinin 18.05.2001 günlü krokisinde (A) harfi ile gösterilen ve mera olduğu saptanan 76000 m2 yüzölçümündeki taşınmazında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesince bu niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı hazine ile davalılardan ... temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ...’in bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacı hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu taşınmazın kadastro işlemleri sırasında hiç kimse tarafından kullanılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan bahisle kadastro harici bırakıldığı, dosya kapsamı ile sabittir. Davacı hazine bu yerin mera olmadığını tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerlerden bulunduğu o yüzden hazine adına tescilini istemiştir.
Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33. maddesinin yaptığı yollama nedeniyle genel hüküm niteliğindeki 18. madde hükmünce özel mülkiyete konu teşkil etmeyen orta malı, hizmet malı, orman ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz mallar zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamaz ise de, ileride tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan taşınmazların hazine adına tescile olanaklıdır.
Görülüyor ki, hazinenin mera iddiası ile açtığı bir dava bulunmadığı gibi davalı ve davaya asli müdahil olarak katılan köy tüzel kişiliği de davasını ıslah ederek dava konusu yerin özel mülkiyete konu teşkil ettiğini adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece HUMK.nun 74. maddesinde yer alan taleple bağlılık kuralı bir yana bırakılarak mera iddiasıyla açılmış bir dava varmış gibi çekişmeli yeni mera olarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki;
Davanın açılmasından önce yaptırılan tespit sonucu alınan 17.05.2001 günlü raporda taşınmazın mera olmadığı yargılama aşamasında alınan 29.05.2002 günlü raporda taşlık ağırlıklı karekter taşıdığı 30.05.2006 günlü raporda ise, 2. sınıf tarım taşınmazı olduğu vurgulanmıştır.
Genel yapısı bilirkişilerce taşlık ve tarım arazisi olarak saptanan mera olmadığı belirlenen dava konusu taşınmazın mera olarak nitelendirmek suretiyle bu özelliğinden dolayı mera siciline tescil kararı verilmesi dosyada toplanan delillere uygun düşmez.
Az yukarıda sözü edildiği üzere taşınmazın tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerlerden olduğu saptandığından, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi gereğince hazine adına tescili gerekir. Mahkemenin açıklanan yönü gözden kaçırarak ve istek dışına çıkılıp davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Kabulü göre de; hazine adına tescili hüküm altına alınan krokide (C)harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü gerçekte 4495 m2 iken bu yerin 17652 m2 olarak tescili de yanlıştır. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/5996, K. 2007/7690, 18 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama