KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/6052 E., 2007/7557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.9.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın tasfiyesi sonucu 21.08.1996 günlü sözleşme ile mülkiyeti davacıya verildiği iddia edilen 107 ada 18 parsel üzerindeki yapının 28 numaralı bağımsız bölümündeki davalı paylarının iptal ve tescili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış, kararı davalılar temyiz etmiştir.
Tapuda kayıtlı taşınmaz mal mülkiyetinin devrinde hukuki işlem şeklini düzenleyen Türk Medeni Kanununun 706 ve yine gayrimenkul satımında aktin şekline ilişkin Borçlar Kanununun 213.maddeleri hükmünce taşınmaz mülkiyetin devrini amaçlayan her türlü sözleşmenin geçerliliği resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Resmi senetten maksat resmi bir memur tarafından hazırlanarak taraflar huzurunda imzalanan ve resmi memurca mühür ve imza ile onaylanan sözleşmedir. Tapu Sicil Müdürlüklerinde düzenlenen resmi senet ise taşınmaz mal mülkiyetinin ve mülkiyetten başka ayni hakların kurulması ve devri için Tapu Sicil Müdürlüğündeki bir memur tarafından düzenlenip taraflar ve gerekiyorsa tanıklar tarafından imzalanan müdürce de imza ve mühür ile tasdik edilen resmi akittir.
Somut olayda ise, davacı isteminin dayanağını teşkil eden 21.06.1996 günlü “protokol” başlıklı belge adi yazılı düzenlendiğinden az yukarıda sözü edilen Türk Medeni Kanununun 706 ve Borçlar Kanununun 213.maddeleri gereğince buna dayanılarak tescil isteminde bulunulamaz.
Her ne kadar, tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetinin devir borcu doğuran ve yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmadığından geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasında bazı koşulların varlığı halinde şekil eksikliğini ileri sürmenin dürüstlük kurallarına uygun düşmeyeceği 30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş ise de, anılan karar Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan geçerli bir sözleşme olmadan bağımsız bölüm satın alınması alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet devrine yanaşmaması halinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda uygulanabilir.
Yasanın emredici nitelikteki kuralları bir yana bırakılarak davanın reddi yerine, kabul edilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/6052, K. 2007/7557, 15 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama