KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/666 E., 2007/1833 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.2.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen 20.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 219 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek,geçit hakkı kurulması isteminde bulunmuş, davanın kabulüne dair verilen hüküm Dairemizce, uygun alternatif araştırmasının yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı taşınmazı yararına 562 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı 562 parsel sayılı taşınmaz maliki temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az
zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Bu ilkeler gözetildiğinde, eldeki davada mahkemece, bozma uyarınca alternatif araştırması yapılırken, genel yola cepheli ve davacının da paydaş olduğu 221 parsel sayılı taşımaz üzerinden geçit hakkı kurulması olanağı üzerinde durulmamıştır. Davacının halen genel yola bağlantısı bulunmayan 219 parsel sayılı taşınmazı ile 220 ve 221 parsel sayılı taşınmazların öncesinde bir bütün olduğu anlaşılmaktadır.
Bu taşınmazların yeniden kullanım durumu belirlenirken yol durumlarını da gözetmeleri gerekirdi. Bu hususta bir anlaşma yapılmadığı takdirde genel yola ulaşmak için yol ihtiyaçlarını taşınmazın önceki kullanım durumlarına göre bütünden bölünen taşınmazdan karşılanmasını istemeleri, komşuluk hukukunun gereğidir.
Hal böyle olunca da komşuluk hukukunun gerektirdiği katlanma külfetinin davacının da paydaşı olduğu taşınmazın diğer paydaşlarına ait olduğu hususu üzerinde durularak geçit hakkının belirlenmesi gerektiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/666, K. 2007/1833, 27 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama