Dava çapa bağlı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava ise Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü karşı davacı ... temyiz etmiştir.
Mülkiyet hakkı eşya üzerinde sahibine geniş yetkiler tanıyan mutlak bir haktır. (Türk Medeni Kanunu m.683-778) Gerçekten yasanın 683.maddesi mülkiyet hakkı malikine iki türlü yetki tanımıştır. Bunlar; eşyayı yasal sınırları içerisinde dilediği gibi kullanma, yararlanma, tasarruf etme yetkisi ve yapılan tecavüzlere karşı eşyayı koruma yetkisidir. Eşyaya karşı haksız elatma varsa malik istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açarak haksız tecavüzün sonlandırılmasını isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde yer alan “hukuk düzeninin sınırları içinde” ibaresi malikin kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisinin sınırsız olmadığını gösterir. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar bir kısmı kamu yararını koruma amacıyla Kamu Hukukunca, bir kısmı ise kişilerin çıkarlarını korumak için özel hukuk tarafından konulmuştur.
Davalı ve karşı davacının karşı davadaki isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 724.maddesidir. Anılan hüküm özel hukukça mülkiyet
hakkına sınırlama getirmiş, yasanın aradığı bazı koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkı sahibinin arzla ilgisini keserek yapı sahibine arazinin mülkiyetine talep yetkisi tanımıştır. Ancak bunun için en önemli koşul malzeme malikinin “iyiniyetli” olmasıdır. Yasanın kabul ettiği iyiniyet Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyettir.
Bu kural malzeme sahibinin elattığı taşınmazın başkasını mülkü olduğunu bilmemesi veya beklenen dikkat ve özeni göstermesine karşı bilebilecek durumda olmamasını yada yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Somut olayda, davalı ve karşı davacı dava konusu taşınmazın Hazineye ait olduğunu bilerek ve ona ecrimisil ödemek suretiyle yararlanmakta olduğundan olayın özelliği ve mevcut karinelere göre iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Mahkemece bu olgu gözönünde tutularak mülkiyet hakkına dayalı davanın kabulünde Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil davasının reddedilmiş olunmasında yasaya aykırılık yoktur.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir sorunda malzeme maliki olan davalı ve karşı davacının haklarının tartışılmasıdır. Hiç kuşkusuz malzeme maliki koşulları varsa arazi malikinden arsa ve inşaatın mülkiyetinin geçirilmesini isteyebileceği gibi malzeme sebebiyle tazminat talebinde de bulunabilir.
Arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine muhik bir tazminat ödemesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 723.maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir.
Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir.Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır.Buna karşılık,üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr.Kemal T.Gürsoy, Fikret Eren,Erol Cansel.Türk Eşya Hukuku....
1978.sh.610).Malzeme maliki ve arazi sahibi iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve taktiri hakime ait bir görevdir.
Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek taktir edilir.Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder.Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş taktir yetkisi bulunmaktadır (TMK.m.4). Hiç kuşkusuz malzeme sahibi lehine bir tazminata hükmedebilmek için onun bu konuda talebinin bulunması gerekir.
Binanın yıktırılması hususunda arsa maliki tarafından açılan dava, kal'in aşırı zarara yol açacağı için reddedilmiş olsa bile malzeme malikinin tazminat talebi yoksa hakim re'sen tazminata hükmedemez.
Somut olayda da, malzeme maliki olan davalı ve karşı davacının tazminata ilişkin savunma yoluyla da olsa istemi bulunmadığından mahkemece tazminatla ilgili hüküm kurulmaması da doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 12.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.