KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/7356 E., 2007/7594 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.7.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar 30.07.1975 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle 185 parsel sayılı taşınmazdaki ... payını satın aldıklarını, Mihriye aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtıklarını ancak yargılama aşamasında...’nin danışıklı olarak payını davalı ...’ye sattığını ileri sürerek... mirasçıları ve ... ...’ye karşı tapu iptali tescil istemiyle eldeki davayı açmışlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu 185 parsel numaralı taşınmazda davalılar murisi...’ye intikal edecek payın davacılar tasarrufunda bulunduğu ve sonradan payı temlik alan davalı ...’nin iyiniyetli olmadığının kabulü ile imar uygulaması sonucu 354 ada 2 parsel olan taşınmazın tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda da, davacılar usulüne uygun düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesine dayanarak önce Sulh Hukuk Mahkemesinde 1994/1002 esas sayılı dosyada 185 parsel numaralı taşınmazda davalı ... payına yönelik olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Dava devam ederken adı geçen bu paydaş bu payını ... ...’ye satmış, davacılar HUMK.nun 186. maddesi uyarınca davayı yeni malike yöneltmek yerine bu kez eldeki davayı açmışlardır. Mahkeme taşınmazı satın alan ... ...’nin davacıların satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan hakkını açıkta bırakmak amacıyla hareket ettiği ve bu hareketinin hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
Nevar ki; yargılama devam ederken taşınmaz 2981 sayılı yasa uygulamasına tabi tutulmuş ve eski sicilindeki tapu kayıtları bu uygulama ile hükümden düşürülerek imarın üç ayrı parseline revizyon görmüştür. Bunlardan 354 ada 2 parsel numaralı olanının tamamı, 224 ada 2 parselin 135/2400 payı ve 238 ada 1 parselin de 62/9626 payı davalı ... adına tescil edilmiştir. Davalı ... gerekçelerini ...
2. İdare Mahkemesine açtığı davada göstermek suretiyle imar uygulamasının iptaline karar verilmesini istemiş bulunmaktadır. İdari yargı yerinde açılan 2004/1720 esas sayılı dava dosyası sonuçlanmadan davaya konu parsellerin hangi sicilde kalacakları belli olmayacağından, idari yargıdaki iş bu dava eldeki davanın bekletici meselesi sayılmalıdır.
Mahkemenin, idari yargı dosyası sonuçlanıncaya kadar işin esası hakkında bir karar vermemesi gerekirken, açıklanan husus gözden kaçırılarak yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/7356, K. 2007/7594, 18 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama