Dava, Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı temliken tescil istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, dava red edilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Medeni Kanun’un 718/2 (önceki Medeni Kanunun 644/2.) maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bir yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi (subjektif koşul) bu tür davalarda aranan en önemli unsurdur.
Somut olayda ise;
Davalının dava konusu 1337 ada 126 parselde 144/17220 payı bulunmaktadır. Taşınmaz tapuda başka paydaşlar adına da kayıtlı, kısaca paylı mülkiyet rejimine tabidir. Paylı mülkiyette pay maliklerine payı üzerinde diğer paydaşlardan bağımsız olarak tasarrufu, örneğin payını başkasına temlik edebilme, rehin edebilme gibi yetkileri varsa da taşınmaz maddi kullanmayı sağlayacak biçimde paylaşılmadıkça bir paydaşın parselin sadece belli bir bölümünde ona özgülenmiş hakkı olduğu düşünülemez. Esasen, 17220 metrekare yüzölçümündeki parselin belli bir bölümünün üzerindeki yapıya tabi olarak ifraz edilip, bağımsız bir parsel niteliğinde tescili de mümkün olmaz. Böyle olunca, mahkemenin davayı red etmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.