KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/7774 E., 2007/8152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 5.7.2006 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, dair verilen 2.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, davacının murisine ait 10 parsele davalıların kuyu açmak suretiyle elatmalarının önlenmesi ve tazminat istemi ile açılmıştır.
Davalılar açılan kuyunun kendi taşınmazlarında kaldığını, sadece bir miktar toprağının davacı taşınmazına taştığını, ölçümün aletle yapılmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı yersiz elatmanın önlenmesini dava edebilir.
Dava konusu yerde ilk kez değişik iş dosyası ile tespit yapılmış, ikinci kez mahkemece keşif yapılmış, bilirkişi raporları alınmıştır. Keşifler sonucu verilen bilirkişi raporları birbirlerini doğrular niteliktedir. Ancak, fen bilirkişilerinin kroki ve raporlarında, açılan kuyunun yeri kesin olarak tespit edilmemiş, krokide gösterilmemiş, ileri sürülmesine rağmen davalılar tarafından daha sonra doldurularak tecavüzün giderilip giderilmediği üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davalılarca açılan kuyunun yerini duraksamaya yer bırakmayacak şekilde yerinde yeniden keşif
yapılarak, takometre gibi özel aletlerden yararlanmak suretiyle bilirkişilere belirtmek, tecavüz olup olmadığını, varsa ne miktarda olduğunu saptamak, kuyu davalılar tarafından doldurulmuşsa artık dolgu masraflarına mahkum edilemeyeceklerinden dolgunun yapılıp yapılmadığını belirleyerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de; HUMK.nun 388 ve 389.maddeleri gereğince hüküm kısmında talep sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, infaz edilebilir şekilde gösterilmesi gerekir. Aksi halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık giderilmiş olmaz ve yeni çekişmelerin doğmasına sebebiyet verir.
Somut olayda; mahkemece "davalılar tarafından davacının arazisine yapılan müdahalenin men'ine" şeklinde genel ifadelerle hüküm kurulmuş, böylece hükmün infazında tereddüte yol açılmıştır. HUMK.nun 389.maddesine uygun düşmeyecek şekilde kurulan hükmün bozulması gerekir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/7774, K. 2007/8152, 25 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama