Kadastro sırasında 15.10.1958 tarih 7 numaralı tapu kaydına dayanılarak 728 parsel sayılı taşınmaz ..., 729 parsel sayılı taşınmaz ise Halil İbrahim Dalyancı adına tespit görmüştür.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi gereğince işlem yapılarak tutanakların Kadastro Mahkemesine devri üzerine 728 ve 729 parseller Hazinenin 17.05.1340 tarih 7 numaralı kayıt kapsamında kaldığından bahisle hazine adına tespit ve 11.07.1995 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı eldeki davada dava konusu taşınmazların murisi evvellerine ait Temmuz 1306 tarih 1355 sayılı kayıt kapsamında bulunduğunu ileri sürerek Hazine adına olan tapunun iptal ve tescilini istemiştir.
Görülüyor ki, 728 ve 729 parsellerin davalı hazine adına tescil nedeni kadastro mahkemesinin 1993/25 ve 26 esaslarında kayıtlı hükümlerdir.
Davada dayanılan hukuki sebep kadastro mahkemesinde inceleme konusu yapılmayan yeni bir tapu kaydı olduğundan ve davacı kadastro mahkemelerindeki davanın taraf olmadığından her iki dava dosyası da eldeki dava yönünden kesin hüküm sonuçlarını meydana getirmez. Ancak, kadastro mahkemelerinin diğer mahkemelerinden farklı olarak re’sen delil toplama ve toplayacağı deliller sonucuna uygun karar verme yükümlülükleri vardır.
Kadastro Mahkemesince 3402 sayılı kadastro kanunun tanıdığı yetkiye dayanılarak inceleme ve araştırma yapılması suretiyle taşınmazların hazinenin 17.05.1340 tarih 7 numaralı kayıt kapsamında kaldığı saptanarak tescil hükmü kurulduğuna göre bu davada davacının ileri sürdüğü tapu kaydına değer tanınamaz.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 18.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.