KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/9470 E., 2008/2822 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.07.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki miktar fazlasının hazineye ait olduğuna dair belirtilen terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 30553 ada 24 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan “11417 m2 Hazine fazlalığı 30.12.1955 tarih 1727 numaralı yazı ile Defterdarlık Makamına bildirilmiştir.” şeklindeki belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz 29.08.1934 tarih 81 numaralı tapu kaydına dayanılarak 26.10.1949 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu tutanakların kesinleşmesiyle birlikte 04.01.1955 tarihinde 13253 m2 tarla vasfı ile gerçek kişiler adına tescil edilen 93 ada 15 parsel sayılı taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi ile oluşmuştur.
93 ada 15 parselin beyanlar hanesine “ 11417 m2 fazlalık Defterdarlık Makamına 30.12.1955 tarih 1727 numarası ile bildirilmiştir.” şeklinde yer alan belirtme dava konusu taşınmaz kaydına “ 207 hisse Maliyeye aittir.” şeklinde aktarılmıştır. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme 10 yıllık süre içerisinde tapu kaydına da 30.12.1955 tarihinde aynen aktarılmıştır.
Eldeki dava ise, 17.07.2006 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki belirtmenin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir.
Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur. Somut olayda.
30553 ada 24 parsel tapu kaydının geldi kayıtlarının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesi Hazine tarafından tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde işlendiğine, kadastro tutanağı 04.01.1955 tarihinde kesinleştiğine, dava ise, 17.07.2006 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacılar, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/9470, K. 2008/2822, 6 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama