KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10122 E., 2008/11271 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.06.2007 gününde, birleşen dosyada aynı davacılar tarafından davalılar ... vd. aleyhine 13.12.2007 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 20.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı 333 parsel maliki, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava kabul edilerek 328 parsel sayılı taşınmaz lehine 333 parsel sayılı taşınmaz üzerinden, 475 sayılı parsel sayılı taşınmaz lehine 333 ve 328 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden, 326 parsel sayılı taşınmaz lehine 333, 328 ve 475 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden, geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleştirilen dava da 326, 328 ve 475 parsel sayılı taşınmaz malikleri tarafından açılmış, davacılar ortak olarak geçit ihtiyacı içinde olduklarını ileri sürmüşler, taşınmazları lehine geçit tesisine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Kural olarak bir davada, davacı ve davalı olmak üzere iki tarafın bulunması gerekir. Kuşkusuz, bir davanın birden fazla davacısı veya davalısı olabilir. Usul Hukukunda bir hakkın birden fazla kimse tarafından kullanılması veya birden fazla kimseye karşı kullanılmasının şart olduğu durumlarda bu hak
dava konusu edilmişse, o kimseler arasında zorunlu dava arkadaşlığı var demektir. Bu gibi durumlarda o hakkı dava edecekler birlikte dava açmak zorunda olduğu gibi kendilerine karşı o haktan dolayı dava açılacaksa davanın hepsine karşı açılması gerekir. Değişik bir anlatımla, zorunlu dava arkadaşları arasında dava açılacaksa, davanın birlikte açılması veya aleyhlerine dava açılırsa birlikte dava açılması mecburidir.
Dava arkadaşları, davayı birlikte yürütür ve birlikte hareket ederler. Fakat, maddi hukuk açısından davanın tarafları arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoksa, gerek davada gerekse aleyhlerine açılacak davada birlikte hareket etmek mecburiyeti bulunmamaktadır. Dilerlerse, her biri ayrı dava açabileceği gibi dilerlerse birleşerek birlikte dava açabilirler.
Ne var ki, somut olayda olduğu gibi aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan taraflar birlikte dava açmışlar ise yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için mahkemenin birlikte açılmış davaların ayrılmasına davanın her aşamasında karar vermesi mümkündür.
Eldeki davada, 326, 328 ve 475 parsel sayılı taşınmaz malikleri zorunlu dava arkadaşı olmadıkları halde birlikte dava açmışlar, yargılama sağlıklı bir biçimde yürütülememiş, işin mahiyeti gereği de istekleri olmadığı halde mahkemece bu parseller üzerinden de geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken ..., HUMK.nun 46.maddesi hükmünce yargılamada sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için zorunlu dava arkadaşı olmayan davacıların birlikte açtıkları davayı tefrik etmek, her bir davacı parselinin geçit ihtiyacını kendi bünyesi içerisinde değerlendirerek bir sonuca ulaşmak olmalıdır. Temyiz eden davacıların bu hususları kapsayan temyiz itirazları yerinde olup karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/10122, K. 2008/11271, 9 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama