KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10418 E., 2008/11002 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.02.2008 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, muarazanın meni ve eşyaların teslimi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, inanç ilişkisine dayalı tapu iptali tescil, eşyalar üzerinde davalı tarafından çıkartılan muarazanın giderilmesi ve eşya mülkiyetinin iadesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle davadan sonra yapılan bir tespitte dava değeri saptanmadığına, davalı yararına takdir edilen avukatlık ücretinin dava dilekçesinde gösterilen değer itibariyle hesap edildiğinin anlaşılmasına göre davalının bütün, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, eşyalar üzerinde davalı tarafından çıkartılan muarazanın giderilmesi ve eşya mülkiyetinin iadesi istemleriyle açılmıştır.İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir.
Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış,
parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Eldeki dava dosyasında inanç ilişkisi, yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğindeki delillerle kanıtlanamadığından, davacının bu ilişkiye dayanarak mülkiyet aktarımı istemiyle açtığı davanın reddedilmiş olmasında yasaya aykırılık yoktur. Ancak,Az yukarıda sözü edildiği üzere davacının eşyalar üzerinde davalı tarafından çıkartılan muarazanın giderilmesi ve eşya mülkiyetinin iadesi istemleriyle açtığı kademeli davası bulunmaktadır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/10418, K. 2008/11002, 6 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama