Davacı, 15.06.1995 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 185 ada 15 parsel numaralı taşınmazdaki davalı hissesini satın aldığını, bedelinin ödediğini belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.Davalı duruşmaya katılmamış, herhangi bir yanıtda vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür.
Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davası ile borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı 15.06.1995 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Anılan sözleşme noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Ancak, sözleşme ve dolayısıyla dava konusu olan 185 ada 15 parsel numaralı taşınmaz tapuda . ve müşterekleri adına kayıtlıdır. Satış vaadinde bulunan . tapuda paydaş olmayıp murisi. paydaştır.
Yine dosyaya sunulan veraset ilamına göre davacı (muris) .’in mirasçıları arasında bulunmamaktadır.Yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz elbirliği mülkiyetine konu olup, satış vaadi alacaklısı olan davacı ortaklık dışı üçüncü kişi olduğundan ortaklık çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağından söz edilemez.Belirtilen nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine,
07.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.