KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11261 E., 2008/11794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 21.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 24.03.1997 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır.
Davalı, taşınmaz mülkiyetinin kendisine ait olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Uygulamada kısaca “İmar Affı Kanunu” olarak bilinen İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki 2981 sayılı Kanununun 10 maddesi (a) bendi uyarınca; Hazine, Belediye, İl Özel İdaresine ait veya ... Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar 12. madde hükümlerine göre tespit edildikten sonra kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahiplerine tahsis edilir ve tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine “tapu tahsis belgesi” verilir.
Tapu tahsis belgesi mülkiyet hukukuna 2981 sayılı İmar Affı Kanunu ile yeni giren bir deyimdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarih ve 763-864 sayılı kararında vurgulandığı üzere tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi değildir. Yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir.Bu belge ile tapuda Hazine,Belediye,İl Özel İdaresi veya ... İdaresi adına kayıtlı arsa ve araziler kanunun hak sahibi olarak kabul ettiği kişi adına tahsis edilmiş olur.
Öte yandan tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya onun mirasçıları adına tescili için yeterli bulunmamaktadır.
Tahsis kapsamındaki bir yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için tahsise konu yerde 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah imar planlarının yapılmış olması, tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planında konut alanında kalmış bulunması, bunların dışında da 2981 sayılı kanunun aradığı bazı koşulların yerine gelmiş olması gerekir.
Görülüyor ki, tahsis belgesi verilmesine rağmen aslında taşınmaz Hazine, Belediye, İl Özel İdaresi ya da vakıf adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı kendisine tapu tahsis belgesi verilen kişi kişisel hakkını ancak kayden tapuda malik olan idareye karşı ileri sürebilir.
2981 sayılı Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25.maddesinde “..Başvurusu yapılmış ancak tapu tahsisi henüz yapılmamış gecekondunun hak sahibi niteliklerini taşıyan bir başka kişiye satılması halinde satış belgesi ibraz edilmek kaydıyla tapu tahsis belgesi satın alan kişi adına düzenlenir” hükmüne yer verilmiş ise de bu hüküm tapu tahsis belgesinin idarece düzenlenmesinden önceki ... ve işlemlerle ilgilidir.Öte yandan anılan hükmün yorum yolu ile genişletilerek tapu tahsis belgesi olan bir taşınmazın üçüncü kişilere satışına veya satış vaadi sözleşmesi yapılmasına cevaz verdiğini kabule de olanak yoktur.
Ne var ki, satış vaadi borçlusu kendisine ait olmayan tapulu bir taşınmazın satışını dahi vaat edebilir. Bu sonuç satış vaadi sözleşmelerinin bir ön sözleşme olması ve satış vaadi sözleşmesinin iltizami yani sadece borç doğuran sözleşme özelliği göstermesinden kaynaklanmaktadır.Sorun bu açıdan değerlendirilirse tapu tahsis belgesi olan bir taşınmazın tapuda başka kişi adına kayıtlı bulunsa dahi satış vaadi sözleşmesine konu yapılabileceği duraksamasız söylenebilir.
Ancak hemen belirtilmelidir ki, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmadığından, esasen satış vaadi sözleşmesine konu edilmiş olsa bile taşınmaz tapuda bir başkası adına kayıtlı bulunduğundan sözleşmenin ifası
(icrası) mümkün değildir. Ayrıca, vaat alacaklısı bu belgeye dayanarak sözleşmenin tarafı olmayan kayıt maliki idareyi hasım göstermek suretiyle de taşınmazın adına tescilini isteyemez.
Somut olayda da; 24.03.1997 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusunu 370 ada 70 parsel sayılı taşınmazın oluşturduğu, bu taşınmazın Belediye adına “mera” niteliği ile kayıtlı olduğu görülmektedir. Bu haliyle, 24.03.1997 günlü satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunmadığı açık-seçiktir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/11261, K. 2008/11794, 16 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama