KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11357 E., 2008/11943 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.11.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesiyle; dava konusu 1979 parsel sayılı taşınmazın murisleri babalarından intikal ettiğini, kardeşlerinin hisselerini satış vaadi sözleşmesiyle davalıya sattığını, davalının kendisine düşen pay da dahil olmak üzere taşınmaz üzerine ahır yaparak tamamını kullanmakta olduğunu ileri sürerek müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalı ise, elbirliği mülkiyeti maliklerinden ... ... hissesini satın aldığını iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, söz konusu taşınmazda davalının da hissesi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının tetkikinde; tamamı miras bırakan ... adına kayıtlı iken miras yoluyla intikal nedeniyle davacı ... ile kardeşleri ... ... ve ... adlarına 22.10.2007 tarihinde tescil edildiği, tapu kaydındaki şerhlerden ise, elbirliği maliklerinden ...’ın miras payını 30.06.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle diğer iştirakçi kardeşi ... ’e satmayı vaat ettiği, ... ’in de gerek kendi hissesi gerekse kardeşi ...’dan kendisine devredilecek hisseyi 11.02.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle iştirak dışı davalıya satmayı vaat ettiklerine ilişkin şerh konulduğu anlaşılmaktadır.
Elbirliği malikleri arasında yapılmış olan satış vaadi sözleşmelerinin ifa olanağı mevcut ise de 11.02.2004 tarihli satış vaadi, elbirliği maliklerinden olmayan davalı ...’ya yapıldığından bu sözleşme ancak elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi halinde hüküm ifade edecektir. Türk Medeni Kanununun 701/2 maddesi gereğince, “elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” Elbirliği mülkiyetine konu taşınmazda pay sahibi olan davacı ayni hakka sahip olup, satış vaadi sözleşmelerine dayanan davalı ise aynı taşınmazda ancak kişisel hak iddiasında bulunabileceğinden, davacının ayni hakkına üstünlük tanınmak suretiyle davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/11357, K. 2008/11943, 20 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama