KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11450 E., 2008/12988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2007 gününde verilen dilekçe ile yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile
mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğü tarafından yapılan düzeltmenin dayanağı, yukarıda metni yazılan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesidir. Bu maddede düzeltmenin ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının saptanması halinde yapılabileceği açıklandığından öncelikle bu kavramların ne anlama geldiği üzerinde durulmalıdır.
Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin “ölçü, tersimat, hesaplama ve sınırlandırma hataları” başlıklı 6.maddesinde; “Hataların ölçü, tersimat veya hesaplamada meydana geldiği, taşınmazın sınırlarında eylemli değişiklik olmadığı, hatanın nedeni ve düzeltme şekli kadastro müdürünce görevlendirilen ekip tarafından düzenlenecek rapor ve eki krokide gösterilmek suretiyle belirlenir” denilmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra, davacı tarafından iptali istenen kadastro müdürlüğünün 20.06.2006 tarihli işlemi incelendiğinde davacıya ait 22 parsel sayılı taşınmaz ile davalı Hazine adına kayıtlı 25 parsel sayılı taşınmazın kadastral çapları ile yüzölçümü miktarlarının uyuşmadığı sınırlandırma krokisi ve paftanın uyumlu olduğu belirtilerek mevcut hukuki varlığını koruyan çapa göre yeniden hesaplama yapılmıştır. Yapılan bu düzeltme 41. madde ve bu maddenin uygulanmasına dair yönetmeliğin 6. maddesine uygundur. Bu durumda davanın reddi gerekirken düzeltme işlemi ile çapta değişiklik yapılmadığı halde 22 parsel maliki davacının
davalı taşınmazı kapsamında bir miktar yeri kullandığı, fiili kullanım durumuna göre düzeltme yapılamayacağı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/11450, K. 2008/12988, 6 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama