KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11706 E., 2008/12825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 29.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda baba isminin ve soy isminin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik kayıtlarına nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz tahsisen tescil edildiğinden ve tahsisen tescil yoluyla sicil oluşturulurken yapılan yanlışlıkların giderilmesi de idari yargı yerinden istenebileceğinden davanın görev noktasından reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Yargı yetkisinin sınırı ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiş yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayarak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar vereceğine ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir.
Bu bağlamda, taşınmazların geometrik durumları ve hak sahiplerinin belirlenmesi için yapılan kadastro çalışmaları, bu çalışmalara göre sicillerin
oluşturulması, sicildeki değişikliklerin kayda işlenmesi idarenin görevleri arasındadır. Ancak, idarenin bu görevlerini yerine getirirken taşınmazların geometrik durumlarının hatalı tespiti, hak sahiplerinin hatalı belirlenmesi ya da kayıtların yolsuz veya usulsüz oluştuğu iddiasının bulunması halinde, gerçek durumun tespiti ve düzeltilmesine ilişkin davalar adli yargıda görülerek çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklardır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın maliki Hayriye'nin baba adı ve soyadının düzeltilmesi istendiğine göre Türk Medeni Kanununun 1027. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesinde de açıkça düzenlendiği gibi davanın görülme yeri adli yargıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/11706, K. 2008/12825, 6 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama