KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11724 E., 2008/14015 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, 12.11.2007 tarihli dilekçesiyle 20 parsel sayılı arsa cinsli taşınmazının tapu kaydına hak düşürücü süreden sonra ve mahkeme kararı olmadan işlenmiş bulunan "... Valide ... Vakfı" şerhinin tapudan terkinini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, nizalı vakfın emsal dosya raporlarına göre taviz bedeline tabi olmayan "gayri sahih" vakıf kapsamına girmekte olduğu, ayrıca vakıf şerhinin tapu kaydına on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 05.10.1998 tarihinde idari yoldan işlendiği nedenleri ile davanın kabulüne, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili kararı temyiz etmiştir.
5737 Sayılı ... Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçici 5.maddesi hükmüne göre vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda diğer kanunlarda yer alan zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanmayacağı kuralı getirildiğinden burada 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolayısı ile 02.04.2004 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının uygulanma olanağı yoktur.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın
konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir. Bu nedenle yasaya uygun inceleme yapılmadan benzer nitelikte olduğundan bahisle başka dosya raporu esas alınarak vakfın gayri sahih vakıf kapsamına girdiği şeklindeki gerekçe de yerinde görülmemiştir.
Ne var ki, dava konusu 1995 ada 20 sayılı parselin dayanağı olan tapulama tutanağı üzerine vakıf şerhi verilmeden kesinleştikten sonra idarenin tek taraflı işlemiyle 05.10.1998 tarihinde tapu kaydına vakıf şerhinin işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 1027.maddesi hükmü gereğince; ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu sicilinde ancak mahkeme kararı ile düzeltme yapılabileceğinden, bu gerekçe ile davanın kabul edilmesinde yasaya aykırılık yoktur.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ... İdaresi vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Dava tapudaki vakıf şerhinin sicilden silinmesine ilişkindir. Dava konusu 1995 ada 20 sayılı parselde davacılar müşterek malik olup, diğer müşterek maliklerin vakıf şerhinin silinmesine dair davası bulunmamaktadır. HUMK.nun 72.maddesi gereğince davanın sadece davacılara ait müşterek paya hasren kabulü gerekirken, davası bulunmayan diğer paydaşları da kapsayacak şekilde parselin tamamı üzerinden vakıf şerhinin terkini doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/VII.maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/11724, K. 2008/14015, 17 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama