Dava, adi yazılı tarihsiz sözleşmeye dayanarak yapılan satış nedeniyle iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, dayanılan sözleşmenin biçim koşuluna uygun yapılmadığından açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tescil istemine yönelik dava reddedilmiş, geçersiz sözleşmeyle ödenen 23.671.89 YTL.nin dava tarihinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan adi yazılı tarihsiz sözleşmeden davalının da paydaşı olduğu 2622 ada 4 parselde kayıtlı arsa üzerine yapılacak binadan kendisine isabet edecek bir bağımsız bölümü davacıya sattığı, satış bedeli 25.000 Alman Markını davacıdan aldığı anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, davalı arsa maliki olarak hareket ederek tapuda adına kayıtlı taşınmazdan bir bağımsız bölüme karşılık gelecek arsa payını davacıya satmıştır. Bu tür bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26. maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılması gerekir. Borçlar Kanununun 11/2 maddesi hükmüne göre şekle uyulmaksızın (sözlü veya adi yazılı olarak) yapılan taşınmaz satış sözleşmeleri geçersizdir. Burada
mahkemenin kabul ettiğinin aksine 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uygulanmaz. Zira, anılan içtihadı birleştirme kararı tapuda kayıtlı bir taşınmazın Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yüklenici tarafından yapılması ve satışın da onun tarafından gerçekleştirilmesi halinde uygulama yeri bulur. Ne var ki, geçersiz sözleşmeye dayanılarak açılan dava reddedildiğinden ve geçersiz sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin iadesine karar verildiğinden hüküm sonuç olarak doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre hüküm sonuç olarak davanın reddine ilişkin bulunduğundan davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.