KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/12649 E., 2008/14381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 13.10.2003 günlü sözleşme uyarınca davalıya kiralanan kum ocağı işletme kira bedelini ödemede davalı tarafın temerrüde düştüğünü, sözleşme eki özel şartnamenin 4.maddesine göre kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde kira sözleşmesinin feshedilerek kesin teminatın irat kaydedileceğinin ve son bir yıl kira bedelinin tazminat olarak tahsil edileceğinin hükme bağlandığını, bir yıllık kira bedeli 55.900,00 YTL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı idarenin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/24 esasında kayıtlı davada talebini sınırladığını, ayrıca ceza şart istenemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bir yıllık kira bedeli alacağının davacı tarafından açılan davada istendiği ve hükme bağlandığı, ayrıca ikinci bir defa kira parası talep etmenin sözleşmeye uygun düşmeyeceği nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, sözleşme eki olan özel şartnamenin 4.maddesi aynen “Kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde kira sözleşmesi fesh edilerek kesin teminatı irat
kaydedilecek ve son bir yıl kira bedeli tazminat olarak tahsil edilecektir” şeklindedir. Sözleşmenin anılan hükmünün bir ceza anlaşması olduğunda kuşku yoktur.
Hukuk Genel Kurulunun 17.02.1971 tarihli ve 1505-85 sayılı kararındaki tanıma göre cezai şart “geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemesi gereken ve malca değeri olup bir hukuk işlemiyle belli edilen götürü bir edim” dir. Borçlar Kanununun 158.maddesinde üç ayrı cezai şart türü düzenlenmiştir. Bunlar; seçimlik ceza, ifaya eklenen ceza ve dönme cezasıdır.
Sözleşmeye aykırılık halinde, diğer bir ifadeyle sözleşme hiç yerine getirilmediğinde veya eksik (kötü ifa) yerine getirildiğinde ödenmek üzere ceza kararlaştırılmışsa bu seçimlik ceza niteliğindedir. Seçimlik cezanın istenebilmesi asıl borcum muaccel olması koşuluna bağlıdır.
Borçlu, asıl borcu ifa etmemiş veya natamam icra etmişse temerrüde düşeceğinden alacaklı aksi kararlaştırılmamışsa borçludan sözleşmeye dayanarak ya akdin ifasını veya seçimlik cezanın ödenmesini isteyebilir. Kısaca seçimlik cezanın istenebilmesi için borçlunun akdi ya ifa etmemesi veya natamam icra etmesi gerekir. Duraksamadan söylenmelidir ki, sözleşme eki şartnamenin 4.maddesindeki hüküm seçimli cezaya ilişkindir.
Borçlar Kanununun 158/I.maddesi hükmündeki “aksine sözleşme olmadıkça” sözlerinden, yine aynı hükümde yer alan ya borcun ifası veya cezanın istenebileceği kuralının aksine sözleşme yapılabileceği anlaşılmaktadır. Örneğin taraflar cezai şartın muaccel olması halinde yalnız onun istenebileceğini veya hem cezai şartın hem de asıl borcun ifasını birlikte istenebileceğini kararlaştırabilir.
Somut uyuşmazlıkta, 13.10.2003 günlü “Taşınmaz mal Kira Sözleşmesi”nde kira parasının 55.900,00 YTL olarak kararlaştırıldığı, kira parasından ilk taksitin ödendiği, kalan taksitlerin 03.11.2004, 03.04.2004 ve 03.07.2004 tarihlerinde ödeneceğinin hükme bağlandığı, davalı kiracının kira parasını ödemedeki temerrüdü üzerine davacının kalan kira alacaklarını tahsili için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/24 esasında kayıtlı alacak davası açtığı, istemin hüküm altına alındığı, mahkeme kararının Yargıtay denetiminde geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, kira sözleşmesine göre muaccel hale gelen kira parası alacağı davalı tarafından ödenmemiş, davacı kira parası alacağını ancak hükmen tahsil edebilmiştir. Davalının, akti natamam olarak icra (noksan olarak ifa) ettiği hükmen sabittir. Aksine sözleşme hükmü olduğundan davacı sözleşmeyi feshetmesine rağmen davalıdan ayrıca sözleşmeye dayanarak cezai şart alacağını da isteyebilir.
Yapılan bu saptamalardan sonra somut olaya gelince; mahkemece istemin hüküm altına alınması yerine özel şartnamenin 4.maddesindeki cezai şart alacağına ilişkin hüküm bir yana bırakılarak talep ikinci bir kira parası alacağı gibi değerlendirilmek suretiyle dava yazılı olduğu biçimde reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/12649, K. 2008/14381, 20 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama