KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/12727 E., 2008/15485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2003 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkına elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 23.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava; enerji nakil hattı irtifakına elatmanın önlenmesi ve kal istemi ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 12822 parsel üzerinde yapılan binanın çatı katından ötürü davacı kuruma ait irtifak hakkı sahasına oluşan elatmanın kal suretiyle önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi Türk Medeni Kanununun 684.maddesi gereğince birşeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça ise yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Yine, Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmüne göre; yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere arazi mülkiyeti kapsamına üzerindeki yapılar da girer hükmü ile de bütünleyici parça niteliğindeki yapıların arzın mülkiyetine tabi olduğu hususu ayrıca açıklığa kavuşturulmuştur.
Dava konusu 12822 parsel sayılı taşınmazda, davalı ... dışında başkaca kişiler de paylı maliktirler ve paydaşları tarafından tüm paydaşlarının
katıldığı kullanıma ilişkin geçerli bir taksim sözleşmesi yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden ve yıkım hükmü mülkiyete ilişkin yukarıda açıklanan ilkeler gereği davada taraf olmayan paydaşların hukukunu da etkileyecektir. Bu nedenle 12822 parselin davalı dışındaki paydaşların eldeki davada taraf olması zorunludur. Dairemizin ve Yüksek Hukuk Genel Kurulunun uygulaması da açıklanan doğrultudadır (H.G.K. 26.10.2005 tarih, 2005/14-587 – 2005/609 sayılı kararı gibi).
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/12727, K. 2008/15485, 18 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama