KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13181 E., 2008/14391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 26.08.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, davacılar murisinin paylı maliki bulunduğu 387 ada 1, 388 ada 1, 389 ada 1 ve 391 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında yer alan "...Vakfı" şerhinin gayrisahih vakfa ait olması nedeniyle tapudan terkinini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu kayıtlarında vakıf şerhi terkini istemine ilişkindir. Davacılar mirasbırakanının çekişmeli taşınmazlardan 387 ada 1 parselde 4495/10383, 388 ada 1 parselde 4511/10332, 389 ada 1 parselde 2996/6127 ve 391 ada 1 parselde de 4677/10227 payı bulunmaktadır.
Davacıların mirasbırakanı ... oğlu ...'a ait dosyadaki veraset ilamına göre davacılar dışında çok sayıda mirasçısı bulunmaktadır. Diğer mirasçıların elbirliği halinde mülkiyet ilişkisine rağmen davaya katılmadığı anlaşılmaktadır.
Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 701-703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin yani “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da
yoktur. Bunun doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re'sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640.maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilip çekişmenin esası incelenerek dava kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13181, K. 2008/14391, 20 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama