KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13234 E., 2008/13956 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bir kısım davalılar, zamanaşımı savunmasında bulunmuş, diğerleri cevap vermemiştir.
Mahkemece, zamanaşımının varlığı sebebiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmünce on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Somut olayda da, dayanılan ve biçimine uygun düzenlenen 19.07.1979 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden taşınmazın satış vaadi sözleşmesine konu edilen 200/1275 payının davacıya teslim edildiği (zilyetliğinin devredildiği) yazılıdır. Mahkemece yapılan keşifte de 3301 parsel sayılı taşınmazın fiili taksim sonucu krokide pembe renkle gösterilen bölümüne davacı ve eşi tarafından ev yapılarak kullanıldığı saptanmıştır. Yukarıda sözü edildiği üzere, satışı vaat olunan taşınmaz vaat alacaklısına teslim edildiğinden artık burada zamanaşımı savunmasında bulunmak dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz.
Böyle olunca mahkemece çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken değinilen yönlerin gözetilmemesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13234, K. 2008/13956, 14 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama