KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13318 E., 2008/14062 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
702 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 02.11.2005 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, 02.11.2005 günlü dava dilekçesi ile davalılara ait 282 ve 283 parsel sayılı taşınmazların atık sularını genel sulama kanalına tahliye etmek üzere davalıya ait 424 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Hükmü, davacı ve davalı vekilleri temyiz etmişlerdir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca “Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır.
Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre;
Davacının temyiz itirazları yönünden;
1- Yargılama sırasında üç kez keşif yapılmıştır. Bu keşifler sırasında dava konusu taşınmazlarda yeraltı sularının yüzeye yakın olmadığı, ancak batıdan doğuya doğru eğimli arazinin topografik yapısı itibariyle sulama mevsimlerinde sulama sularının 282 ve 283 sayılı parsellerin 424 sayılı parsele yakın bölgelerde birikebileceği ve tahliyesine ihtiyaç duyulacağı, ancak bu tahliye ihtiyacının davalıya ait parselden karşılanması halinde 424 sayılı parselin iki parçaya ayrılacağı anlaşılmıştır.
Davacıların mecra ihtiyacının varlığı saptandığına göre mahkeme en uygun güzergahı tesbit edip buradan mecra hakkı kurmakla yükümlüdür. Yapılan keşiflerden sonra düzenlenen bilirkişi rapor ve krokileri karar vermeye yeterli değildir. Örneğin; 13.06.2007 günlü keşif sonunda teknik bilirkişiler
... ve ... tarafından düzenlenen 21.06.2007 günlü raporda 424 parseldeki güzergahtan başka iki ayrı alternatiften daha söz edilmesine rağmen bu alternatifler keşif krokisinde gösterilmediği için keşfi izleme olanağı vermemektedir. ... Mühendisi Veli ... 26.06.2007 günlü raporunun da hangi güzergahla ilgili olduğunu görselleştirmek ve anlamak olanağı yoktur.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken ...; yeniden mahallinde keşif yapılarak bütün çevre parselleri de incelemek suretiyle fen bilirkişilerine mecra hakkı tanınabilecek bütün güzergahları tesbit ettirerek paftasına işaretlettirmek, bütün alternatiflerin ölçüleri ve özellikleriyle gösterildiği, keşfi izlemeye elverişli krokilerini tanzim ettirmek, ziraatçi ve jeolog bilirkişilerden en uygun seçeneğin hangisi olduğuna dair bilimsel raporlar almak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Hal böyle olunca, yetersiz bilirkişi krokilerine ve temenni nitelikli mütalaalara dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13318, K. 2008/14062, 17 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama