KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13475 E., 2008/14077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 21.06.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 66 ve 67 parsel sayılı taşınmazlarının genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek taşınmazları yararına, davalılara ait 70, 71 ve 72 parseller üzerinden geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalı 71 parsel maliki ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı yargılamalara katılmamıştır.
Mahkemece davacıya ait 67 parsel yararına, 71 parsel üzerinden 24.10.2007 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı ile boyalı (A) harfi ile gösterilen toplam 138,94 m2’lik kısımdan geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hüküm 71 parsel maliki davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Geçit hakkı davasında tüm alternatiflerin değerlendirilmesi yapılarak en uygun yerden geçit hakkı kurulması gerekir. Somut olayda 72 parselin kuzeyinden veya 58 ve 69 parsellerin güneyinden geçit hakkı kurulması değerlendirilmesi yapılmamıştır. Bu alternatiflerin de değerlendirilerek sonucuna göre en uygun geçit yeri üzerinden “fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibine uygun olarak geçit hakkı kurulması gerekirken yüzölçümü küçük olan 71 parselden davacının ısrarı dikkate alınarak ve kararda yazılı gerekçe ile geçit kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13475, K. 2008/14077, 17 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama