KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13644 E., 2008/14909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.03.1988 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.11.1989 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... mirasçısı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanılarak dava konusu parsellerde davalı adına kayıtlı bulunan payların iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Davalı, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar da davalı ... ...'e ait hisselerin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği ferağa icbar suretiyle iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... ... mirasçısı ... temyiz etmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, taraf ehliyetini tanımlamamış, 38. maddesiyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf
ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Eldeki dava; temyiz aşamasında, davalı ... ... mirasçısı ... tarafından dosyaya sunulan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.07.1982 tarih 1982/480 - 506 esas ve karar sayılı veraset ilamına göre 09.07.1978 tarihinde öldüğü anlaşılan ... ... aleyhine 09.03.1988 tarihinde açılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere 04.05.1978 tarih 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ölü kişi aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekirken usulsüz tebligatlar ile duruşma davetiyesi ve hüküm tebliğleri yapılarak kararın kesinleştirilmesi davalının mirasçısını bağlamaz. Bir bakıma bu karar yok hükmündedir. Aleyhine dava açılan ... ... mirasçısı olduğu anlaşılan ...'in temyiz itirazları bu nedenle doğrudur. Davanın açıklanan nedenlerle reddi yerine kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13644, K. 2008/14909, 27 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama