KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13716 E., 2008/14267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.12.2005 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin tapuya yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ...A.Ş., dava dışı ... ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kredi borçlusu olduğunu, davalılardan ...’un bazı kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, hesabın 2001 yılında kat edildiğini, davalı ...’un 6 ve 176 numaralı parseller olarak tapuda kayıtlı taşınmazlarda 1/2 pay maliki olduğunu, bu taşınmazlar üzerine 16.01.2001 tarihinde 6.700.000 USD karşılığı diğer davalı ... lehine ipotek tesis ettiğini, davalı ...’ın ipotekle güvence altına alınan 6 numaralı parseldeki ipotek alacağından 2.000.000 USD’lık kısmını 01.05.2001 tarihinde bankaya temlik ettiğini, bu temlik nedeniyle alacakları olan 2.000.000 USD’lik ipotek alacaklarını tapuya tescilini istemiştir.
Davalılardan ..., davaya karşı sulh sözleşmesi doğrultusunda bir diyecekleri olmadığını belirtmiştir.
Diğer davalı ..., temlik sözleşmesinin resmi biçim koşuluna uygun yapılmadığını, ipoteğin bölünemeyeceğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı banka ile davalılardan ... arasındaki 30.06.2006 tarihli sulh sözleşmesinin tasdikine, sözleşmeye uygun olarak bu sözleşmenin tarafları arasındaki 01.05.2001 tarihli temlik sözleşmesi ile davacı ... ...’ye devir ve temlik edilmiş olan 2.000.000 USD tutarındaki kısmi ipotek alacağının ilgili tapuya 01.05.2001 tarihi itibariyle geçerli olmak üzere tesciline, diğer davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus, davalılardan ...’a husumet düşeceğidir. Çünkü, bu davalı davacı bankanın kredi borçlusu ... ... ve ... Sanayi A.Ş.’nin kefili olduğu gibi, temlike konu 16.01.2001 günlü ipotek taşınmazlarda da pay malikidir.
Bilindiği üzere, ipotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Ne var ki, ipotekle teminat altına alınmış bir alacağın bu özelliği ile temlik edilmesi olanaklıdır. Fakat, Türk Medeni Kanununun 891.maddesi hükmüne göre ipotekli bir alacak kısmen veya tamamen yapılan işlemle üçüncü kişiye temlik edilmişse, bu işlemin ayrıca tapu kütüğüne tescili gerekmez. Temlik işlemi, tapuya tescil yapılmadan da hüküm ve sonuç meydana getirir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davalı ...’in davacı bankaya yaptığı 01.05.2001 tarihli temlik işlemi geçerli ve yeterlidir. Yine az önce söylendiği gibi bu temlik işleminin ayrıca ipotekle teminat altına alınması gerekmez. Çünkü, alacak esasen 16.01.2001 günlü ipotek akdi ile güvence altına alınmıştır. Başka bir anlatımla esasen ipotek ile güvence altına alınmış alacak için davacı bankanın temlik işlemi sebebiyle ayrıca ipotek tesisi istemesinde hukuki yararı yoktur. Bu nedenle davacı bankanın ipotek tesisine ilişkin isteminin hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerekirken, istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; Hükmün HUMK.nun 388. ve 389.maddelerinde gösterilen biçime uygun kurulması gerekir. Aksi halde taraflar aynı dava sebebiyle yeni bazı uyuşmazlıklar içine itilir. Somut olayda her ne kadar “… ipotek alacağının ilgili tapuya …” tesciline karar verilmiş ise de, ipoteğin hangi taşınmaz kaydına işleneceği karar yerinde gösterilmemiştir. Böylece yukarıda belirtilen yasa kurallarına aykırı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13716, K. 2008/14267, 19 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama